19.6.10

Başdeğirmen / İklimler / Karne

Geçen haftasonu Başdeğirmen'e gittik. Karamürsel'den 7-8 km içeride bir alabalık çiftliği. Kocaman ağaçlar arasında kuş seslerinin derenin şırıltısına karıştığı bir yer. Arka kısmında 15 kadar küçük evle bir havuz bulunan bir konaklama tesisi de var. Biz de kalmaya gittik zaten ama çevreden kahvaltıya veya yemeğe gelenler de epey çok. Cuma gecesi gidip Pazar öğleden sonra döndük.

Çocuklar ormanda fotoğraf yürüyüşümüze katıldılar; buldukları dallarla silah yaptılar; birkaç saat havuzda kaldılar; sonra da TV seyredip psp oynayarak günü bitirdiler. Yemekten sonra 3-5-8 oynamayı öğrettik; Süzmebal sabırlı ve daha ilgili, Nemo ikinci tura kadar dayanıp psp'sine döndü.

Alabalık hariç bütüm yediklerimiz çok güzeldi; o da ne yapsan bir şeye benzemiyor zaten. Masaya oturunca hemen salata, bal-tereyağ, fırında kızarmış köy ekmeği, güveçte mıhlama ve kaşarlı mantar geliyor. Sonra ana yemek olarak güveçte alabalık, tavuk ve köfteden birini seçiyorsunuz. Sabah kahvaltısında mantarın yerini sucuklu yumurta alıyor - tabii yine güveçte. Kahvaltının ası güzel bir domates salatası - bol zeytinyağlı; tereyağ, kaymak, bal, çilek reçeli, köy peyniri, mükemmel zeytinler, tadımlık börek ve yine fırında kızarmış köy ekmeği...

Benim için tatil roman okumak demek. Evde işler beklerken ben gidip kendime sakin bir köşe bulup, çayımı alıp roman okuyamıyorum işte; bir tek tatilde okuyabiliyorum. Bu haftasonu da epeydir okumak istediğim bir kitap yüzünden gerçek bir tatile dönüştü: Andre Maurois'nın İklimler adlı romanı. Neden hep aynı duruma düşüp duruyorum diyordum ya, cevabını buldum; ben Isabel'in sınıfındanım da ondan. Odile'den içimde hiçbir iz yok...

Kitabı bana Nemo'nun özel öğretmeni verdi. Onun çok sevdiği bir kitapmış. Ders aralarında, hayattan bahsettiğimiz o 5-10 dakikalık molalarda nasıl bir yoğunluk yakalamışız ki bana verdiği kitap böylesine derinden etkiledi... Bir seferinde (bir ders çıkışında) kitaplardan bahsediyorduk yine; bana "bana ödünç verebileceğiniz bir kitap var mı? şu ara elimde hiç yeni kitap kalmadı" dedi. Ben de içeri gidip kitaplığın önünde durdum; biliyorum ki roman seviyor o da - gözüme Max Frisch'in Stiller'i çarptı, onu verdim. Aynı hikayenin ya da hikayenin farklı bölümlerinin farklı anlatıcıların ağzından anlatıldığı romanlara zaafım var; tesadüfen ikisinde de bu özellik var. Tamamen tesadüf. Stiller'i verdiğimde daha İklimler'i okumamıştım ki...


e-okul çıkalı beri karne heyecanı kalmadı. Nemo'nun karnesinde bu dönem matematik ve fen 5, türkçe ve sosyal 4, ingilizce 2. İngilizce ortalamasını çok aşağı çekmiş ama yine de teşekkür almış. Bugün bütün günü bilgisayar-psp-wii-tv arasında geçirirken pek keyifliydi. Muhtemelen tatil boyunca başka hiçbir şey yapmak istemeyecek. Her akşam eve geldiğimizde Paris'e özeniyorduk ya birlikte, bütün gün evde ve hiçbir şey yapmıyor diye... şimdi sıra Nemo'da.

4 yorum:

endiseliperi dedi ki...

ahh, ilk kez birinin stiller'den bahsettiğini duydum. o kadar eskiden okudum ki o kitabı. parça parça aklıma geliyor kitap ya, en çok isviçre'yi niçin sevmemeliyiz başlığı altındaki duygumda hep stiller var.

kısa tatil nefis geçmiş görünüyor, hele yeşilliklerin içinde köy ekmeği, zeytin, bal, tereyağ yemek...mmmmm

sevgiler herkese.

Hulya Tuncer Odabasoglu dedi ki...

cok guzel hayat devam ediyor...

Adsız dedi ki...

tebrikler!!!!!

www.elifsavas.com/blog

Gül Göktuna dedi ki...

Yazılarınızı özlüyorum.Tatilde İzmir'e gelirseniz arayabilirsiniz.
Çocuklara da iyi tatiller.

Gül Göktuna