Çok gezdik bu haftasonu... kah misafirlikte, kah gençlikte.
Cuma akşamı Hakan ve kız arkadaşı yemeğe davet etmişlerdi. Hakan Shrek'in çok eski bir arkadaşı; anne-babaları da birbirleriyle arkadaşlarmış. Tesadüfen benimle aynı liseden, benden birkaç yaş büyük. Kız arkadaşı da bizden epey genç, çok cici ve akıllı bir kız; çok uğraşmış, lezzetli ve değişik şeyler hazırlamıştı; mesela Cezayir mutfağından kuru erikli, bademli kuzu eti. Sonra da tütsü kokulu çok değişik bir çay eşliğinde uzun uzun sohbet ettik.

Cumartesi ise, yine esasen Shrek'in arkadaşı olup benim de sevdiğim Nilüfer'in kızının diş buğdayı daveti vardı. Nilüfer her yaz mutlaka en az bir kez bir bahane bulur, arkadaşları, eşi, dostu bahçesine toplar zaten. Kız bebek giysileri o kadar tatlı ki dayanamayıp Derin bebeğe pempe bir bahçıvan şort, pembe minik çiçekli poplin bluzu ve şapkasından oluşan bir takım aldık. Bir de bir tepsi browni yapıp götürdüm. Herkes birşeyler yapıp getirmiş, sadece diş şeklindeki pasta ve süslü kurabiyeler bir butik pastacıya ısmarlanmıştı. Diş buğdayı nedir bilmem aslında. Shrek de davet edilince ilk işi annesini arayıp "diş buğdayı nedir? biz Süzmebal'a yapmış mıydık?" diye sormak olmuştu. Hala da hikayesini bilmiyorum; eşi dostu toplayıp kutlamak için çok güzel bir bahane olması yeterli. Şekerle pişirilmiş, tarçınlı cevizli birer kase buğday ikram edildi. Bir tanesinin içine altın saklanırmış meğer, Shrek'e çıkmaz mı... Sofradakilerin hepsinden azar azar tadarak, yeniden başlayacağım sağlıklı ve hafif beslenme düzenine de altlık yapmış oldum. Hatta -bir kurabiye canavarı olarak- renkli kurabiyelerden yemediğim için kendimle gurur duyuyorum.

Bu aralar Shrek'in canı açık hava çekiyor. Pazar günü yapılacak Chill Out Festival'e bilet almış. Evdeyken plak dinlemediğimiz zamanlarda sürekli Lounge FM dinleriz biz; orada reklamı yapılıyordu uzun süredir. Kemer Golf&Country Club'da, öğlenden geceyarısına kadar süren, çayıra yayılıp çıkan toplulukların dinleneceği bir açıkhava konseriymiş. Park Orman gibi bir yer hayal etmiştik, ama çok daha küçük bir alana sıkıştık. Gerçi alan büyük ama sahnenin önündeki düzlükten dışarı çıktığınızda konserden koptuğunuz bir düzenleme var. Park Orman'daki gibi, gençler sahnenin önünde, bizim gibiler biraz daha geride, ama aynı ortamda, aynı düzlemde olamıyor. Yine de güzeldi... Çimenin üstüne yayıldık; bir süre sonra tıklım tıklım olduğunda aralardan geçecek yer bile kalmadı. Yaş ortalaması 25-30 arasında gibiydi. Normalde şirkettekilerin dışında gördüğüm insanlar, sabah işe giderken Maslak'ta gördüğüm, servis otobüslerinden inip çalıştıkları binalara doğru yürüyenlerden ibaret. Böyle bir topluluk oldukça farklı geldi tabii... Shrek bizim gençliğimizde kızların daha güzel olduğunu söylüyor. Bu kadar çirkin bacaklı kızı bir arada hiçbir yerde göremezmişiz. Bence ona öyle geliyor ama neyse:)
Aşağıdaki fotoğraf ilk gittiğimizde, henüz kalabalıklaşmadan önce çekildi. Sonraki halini siz düşünün; o aralardan görünen yeşillikler görünmez olmuştu. Yanımızda okuyacak kitap ve meyva götürmüştük (bir ufak şişe de su vardı, ama kapıdaki görevliler içeri alamayacağımı söylediler, biz de orada içiverdik); kitap okunabilecek bir ortam değildi ama meyvalar iyi gitti. Şapka ve 50 faktör güneş kremine rağmen yüzüm biraz kızardı. Esas topluluk olan Lamb çıkana kadar dayanamadık, akşam 9 gibi ayrıldık. Hoş bir gün olarak hatırımda kalacak.
