17.5.09

Uzağa Düşen Armut

Olaysız bir haftasonu geçti. Cuma akşamı Nemo’yu aldık, Pazar günü yine 12.20 Yenikapı-Bandırma deniz otobüsü ile gittik. Deniz otobüsü feribottan daha yavaş gidiyor; Bandırma’ya yanaştığımızda 14:55’ti. Erdek’li taksi şöförü Eşref Bey bizi karşılayıp son hız Erdek’e götürdü, Nemo’yu bırakırken kapıya kadar benimle geldi, sonra da 15.30 Bandırma-Yenikapı deniz otobüsüne yetiştirdi.
Nemo geçen sefer onu bıraktıktan sonra olanları duymuş, daha doğrusu çığlık atmışım – ben farkında bile değilim. “Ya yine saldırırsa” dedi, “yok” dedim, “yanımızda biri olunca yapmaz, korktuğumuzdan değil, önlem alıyoruz”. Ve ekledim “bak bunları seninle konuşacak pedagoga anlatmalısın”. “Şikayet ettin mi? Ceza alacak mı?” diye sordu. “Yok” dedim, “çünkü sadece annemin şahitliği yetmez, başka birileri daha görmüş olsaydı, o zaman ceza alırdı, çünkü annelerin çocukları için yalan bile söyleyebileceklerini biliyorlar”.
Cumartesi günü evde epey bir oynadıktan sonra dışarı çıkmak istediler; bahçede top oynamak, açıkhavada koşturmak istiyorlar zannedip sevindim önce, ama kastettikleri kapalı oyun yerlerinden biriymiş. Onları oyun yerine bırakıp biz de Shrek’le alışverişimizi yaptık; çok da verimli oldu. Yandaki yapı marketten uzun zamandır fırsat bulamadığımız banyo apliğini ve değişecek balkon lambalarını aldık.
Evdeyken Shrek onlara bir örnek iki boş çay tenekesi gösterip “bunlar sizin para kutularınız; bundan böyle bunların içinde biriken paranızla oyuncak alabilirsiniz” dedi; çünkü her dışarı çıktığımızda çocuklar bir oyuncakçıya girmek istiyorlar; Nemo anneannesinin onun için biriktirdiği parasıyla bir oyuncak almak istiyor; Süzmebal da annesinin evinde, kasada duran parasıyla yarı yarıya paylaşalım, yarısını ben vereyim diyor. Sonuç olarak oyuncaklar alınıyor; Süzmebal evden getirmiyor ve tabii ben de isteyecek değilim. Parası bir yana, Süzmebal’a o anı geçiştirecek iyi bir senaryoyla istediğini elde edip sonra sorumluluğunu ihmal edebilirsin mesajı vermiş oluyorum ki bu da hoş değil. Shrek’in duruma el koyarak böyle bir kural koymasındaki esas neden bu...
Oyun yerinden çıktıklarında ikisi de terden sırılsıklamdı. Durumu tahmin ettiğim için yanımda birer tişört, birer gömlek götürmüştüm. “Hadi hemen üstünüzü değiştirin” dediğimde Süzmebal pek itiraz etmedi ama baktım Nemo ıslak tişörtünün eteğini çekeleyerek yan çiziyor. Etrafta insanların olduğunu, onu görecekleri, utandığı gibi nedenler öne sürerek... E havuza, denize girerken de o kadar görüyor herkes seni, niye utanıyorsun?” gibi şeyler diyorum ama işe yaramıyor. Biraz kurcalayınca ortaya çıktı ki, babası şişman olduğunu söylemiş, o yüzden çıplak görünmek istemiyormuş! Baba müsveddesi! Tişörtünü değiştirdi sonunda ama Süzmebal'a bakmamasını tembihleye tembihleye. Bir yandan ben, bir yandan Süzmebal ve Shrek, bedeninde utanacak hiçbir şey olmadığını, ayrıca şişman değil, iri olduğunu, bu sayede de çok güçlü göründüğünü söyledik; üstelik büyüme çağında enerjiye ihtiyacı olduğunu, zayıf olsa bu kadar iyi büyüyemeyeceğini, sakın ha az yemeye çalışmamasını, sağlıklı şeyler yemesini, ama bunu da zayıflamak için değil, sağlıklı olmak için yapmasını vs. Erken başladı bebeğim...

Çocuklar üstünü değiştirip bir şeyler içti; sinemaya baktık, ama yakın saatli beğendikleri bir film olmadı. O sıradaki sohbette de babasının onu bir s.e.x. filmine götürdüğü (arama motorları bulamasın diye değil, Nemo böyle harf harf söylediği için bu şekilde yazıyorum), gişedeki adamın yaşı küçük diye Nemo’nun giremeyeceğini söylediği, ama babasının onu gizlice içeri soktuğu anlaşıldı. Bakalım pavyona ne zaman götürecek... Bir keresinde de babasını tamamen çıplak görmüş, çok kötü görünüyormuş. Çocuğun niye aklının cinsellikle ilgili niye bu kadar karıştığı belli...
Her yeni bir konu çıktığında “bak bunu da pedagoga anlat” deyip durdum, ama ne kadarını aktarabilir, görüşen kişi raporuna ne kadar yansıtır, babası ve karanlık ilişkileri etkili olur mu bilinmez...
Asıl amacı Nemo’yu kendine benzetmek, kendi doğruları ve değerleriyle büyütmek, ama şimdilik sadece ters tepiyor. O ne kadar maçoluk aşılamaya çalışsa da benim oğlum “Sevgili Salak Günlük” serisini okuyor, üstelik sınıftaki kızların “kız kitabı” olduğunu söylemelerine rağmen... Hangi takımı tuttuğunu sordularında takım tutmadığını söylüyor veya Fenerbahçe diyor, Süzmebal fenerli olduğu için... Duygularını da (babası yanında değilken) o kadar iyi ve açık ifade ediyor ki, biraz içim rahatlıyor. Babası ne kadar kötülerse kötülesin, o sevinip teşekkür etme jesti olarak Shrek’e sarılabiliyor...

7 yorum:

ayşegül dedi ki...

nemocum süper yakışıklısın...

ayşegül dedi ki...

gerçek söylüyorum, annenin yazısından değil. daha ilk gördüğümde çok yakışıklı demiştim....

Adsız dedi ki...

yazılarınızı seviyorum...nemo çok şanslı bir çocuk gerçekten de...bi an önce kavuşun artık nolur..dualarım sizinle...
CEREN...

iffet dedi ki...

sizi uzun zamandır izliyorum.hayata bakışınızı yazılarınızı cocuğunuza kavuşabilmek için gösterdiğiniz azmi çabayı çok takdir ediyorum inanın evladınızı biran önce alabilmeniz için dua ediyorum.

Çocuk gibi dedi ki...

:)

Pınar' da dışarı çıkarken parasını almayı unutur, benden direte direte borç alır ve ben unutunca hiçbir zaman hatırlamaz....

Ya bu çocuklar hep aynı mı dır nedir ?

Bir süredir bu oyuna dur diyorum, keşke paranı alsaydın, şimdi bak, bir sonraki gelişimizde paranı ayarlar gelirsin, bu ay bütçem çok dolu diyorum....

Henüz başarılı olduğumu söyleyemem :)

:))

Adsız dedi ki...

Ben de hayranlık uyandıran zevkleriniz, hobilerinz var.Hayatınızın bir zamanında bu mammut kişisiyle nasıl kesişti bir türlü anlayamıyorum(bu olamaz, imkansız! sizinle yanyana bile gelemez diye düşünüyorum) Yazmadan duramadım neyse bir an önce nemonuza kavuşunda güzel faaliyetlerinizi bizde okuyalım
Ayşe

dory dedi ki...

Ah Ayşe, ben de durup durup şaşıyorum bu işe zaten... Çok zayıf bir zamanıma rastladığı kesin de, sadece zayıf değil, aklım da başımda değilmiş demek ki...