Başka konuya dalmama yardım eden bir kısa iş seyahatim oldu, geçen Pazar İngiltere'ye gidip Çarşamba döndüm. Londra'nın 1 saat kuzeyinde, küçük bir kasabada kalıp iki günlük bir firma ziyareti yaptık. Fazla anlatacak bir şey yok; güzel yemekler yedim, ziyaret ettiğimiz firmadaki insanlar akşam bizi yemeğe çıkarmaya yeltenmedi bile, o yüzden birlikte gittiğim iki arkadaşla her akşam otelden başka bir tarafa doğru yürüyüp ilk gördüğümüz restorana girdik.
Şu aralar bir de evin dekorasyonuyla kafayı bozdum. Belki de bir kaçıştır. Her akşam http://www.apartmenttherapy.com/ yeni yazıları takip eder oldum, hatta salonun fotoğraflarını gönderip yerleşim fikri sordum. Gelen öneriler ve yorumlar özetle şöyle:
* salonun çook büyük olduğu (oralarda evler küçük, salonlar da ona göre; bizim normal kabul ettiğimiz salonlar ancak çok zenginlerin alabildiği villalarda filan var)
* yer döşemesini çoğunluk beğendi (bizim içinse biraz demode, ben de sevmiyor değilim ama "aa, ne güzel" demezdim)
* şöminenin çevresinde bir oturma grubu oluşturulması (tabii yanmadığını bilmiyorlar, üstelik burada evler kış ortasında şortla dolaşacak kadar çok ısıtılıyor ve şömine sadece evin eski sahibinin zevkini yansıtan bir dekor)
* mor küçük kanape ve morlu kilimi kaldırmam gerektiği (zaten yatak odası için almıştım zamanında)
* tülleri yok etmem gerektiği (perde gerekiyorsa stor olabilir)
* her şeyin alçak boylu olduğu, gözü yukarı çekecek yüksek bir kitaplık olabileceği
ve tabii duvarlara resim asmam gerektiği (onu ben de biliyorum, sadece son şeklini verip ona göre asmak istemiştim)
Bence şömine çevresine oturma grubu koyma fikri bizim yaşantımıza uygun değil, ama haklı oldukları bir konu var tabii; tek bir oturma grubu, karşısına da tv-müzik seti yerleştirince tv salonun odak noktası haline geliyor, sanki hep oturup tv seyredermişiz gibi sıkıcı bir görüntü oluşuyor. Merak edenler için fotoğraflar ve plan fikirleri burada.
Bu odaklanma, İngiltere seyahatinde de etkili oldu, her girdiğim yeri yerleşim, renk kullanımı, stil bileşenleri açısından gözlemlemeye çalıştım. İngilizlerin favori duvar rengi gri; duvarda çok sayıda resim, genellikle açık renk ahşap masa, az miktarda siyah (sandalye, çerçeve vs) kullanıyorlar. Duvarları griye boyamayı düşünmüyorum tabii ama orada hoşuma gitti. İşte kaldığımız otelin restoranından birkaç görüntü.
