11.3.06

Kaymaklı Un Helvası

Osmanlı Mutfağı etkinliği sırasında ben Strasbourg'da olacağım. Bilgisayarımı götürmüyorum, oralarda internet cafe bulsam bile fotoğraf yükleme şansım olmaz herhalde. Ben de gitmeden etkinlik için yaptığım Kaymaklı Un Helvası'nı yazayım dedim.

Tarifi de, Vedat Başaran'ın yazısını da Skylife Şubat 2006 sayısından aldım. İzin almadım ama kaynak gösterdiğime göre herhalde kızmaz...

Anadolu toplumsal hayatı içinde, her zaman çok önemli bir yeri olmuştur helvanın. Kimi zaman sevinçlerin ortağıdır, kimi zaman da üzüntülerin... Doğumda, ölümde, gurbete gidişte veya dönüşte, sünnet töreninde, hastanın iyileşmesinde pişirilip dağıtılır eşe dosta. Damakları tatlandıran bir lezzet olmaktan öte, aslında sosyolojik bir olgudur helva. Bir yiyecekten fazlasını ifade eder. Hayattır bazen, barış, mutluluk, bazen de ölüm...

Arapça'da 'tatlı' anlamına gelen helva, genel olarak tatlıları ifade eden 'hulviyyat' sözcüğünden türemiştir. Bu nedenle Arap mutfak kültüründeki helva ile Osmanlı'daki helva arasında şöyle bir fark vardır. Araplar helvayı tatlıların ana başlığı olarak kullanırlar. Oysa Türkler un, pekmez (bal, şeker) ve sade yağ karışımı ile hazırladıkları tatlı çeşitlemelerini helva başlığı altında toplamışlardır. Türk helva geleneğinde un yerine, irmik ve nişasta da kullanılır. Burada bir parantez açalım. Helva, şeker yaygınlaşmadan önce pekmez ya da balla yapılıyordu. Balın kalitesi ne kadar yüksekse, helva da o kadar lezzetli olurdu.

Şimdi gelelim helva yapımının püf noktalarına...

diye devam ediyor yazı.

Sonrasında da Helvay-i Sabuni, Portakallı İrmik Helvası, Kaymaklı Un Helvası, Pekmezli Kara Helva ve Helvay-i Hakani tarifleri yer alıyor. Benim vereceğim tarif Kaymaklı Un Helvası. Diğerlerini de denersem tariflerini daha sonra veririm.

Kaymaklı Un Helvası

Malzemesi :

  • 200 g kaymak
  • 1 bardak un
  • 2 bardak şeker (tarifte 3 diyor ama bence yeterli)
  • 3 bardak su (tarifte süt de olabilir diyor)
  • 1 bardak iri dövülmüş ceviz (tarifte yok, ben ekledim)

Yapılışı :

Tencerede kaymak eritilip un eklenir, kısık ateşte 35-40 dk kavurulur. (Cevizlerim zaten kavrulmuş olduğu için ben sonuna doğru kattım) Şekerle su ayrı bir kapta kaynatılır, sonra kavrulan ena eklenip karıştırılır. Kısık ateşte kapağı kapalı şekilde dinlendirilir. Tarif buraya kadardı. Sonrasında servis kabına alarak üstünü düzelttim, dilimleyerek yarım cevizlerle süsledim (Üzerine tarçın da serpilebilir).

Gitti bizim diyet:)

5 yorum:

Gün dedi ki...

Off müthiş bir tarif, yapmam lazım ama evde kaymak yok :(

burcu-mutfak camı dedi ki...

ben de tam diyetime daha bir sıkı uymaya başlamışken. tüm abur cuburları kesmişken. çok canım istedi.irmik helvası istedi ama evde irmik yok.belki bu şekilde atlatırım krizi.

incircekirdegi dedi ki...

Benim eşim de derginin bu sayısı için "içinde harika yazılar var oku demişti", bakar bakmaz neyi kastettiğini anladım tabii ama hiç üstüme alınmadım :) Şekeri azaltarak belki ben de denerim. Eline sağlık.

nihat dedi ki...

Helvanın yunanistan'da da aynı maksatlarla yapıldığını okumuştum, Kzancakis'in bir romanında. Ölümlerde ve kutlamalarda. Datca'ya Sömbeki Adası'ndan gelen bir Rum arkadaşı bir tanıdığın evine götürmüştüm. Orada kaybettikleri bir yakınları için lokma yapıyorlardı. Arkadaşım Kostas, bizde de lokma veya helva yapılır dedi. helvaya "Koliva" diyorlar. Bizim helva kelimesine yakın. Hatta eski,den özel ders veren öğretmenlere "Kolva Daskala" derlermiş. Bu öğretmenlere para yerine helva verilirmişç o zamanlar. Bu da Kazancakişs'in romanında geçiyor.

dory dedi ki...

Bugun de tesadufen ablam anlatiyordu, Izmirde yakini olenler bir lokmaci tutar, adam tezgahini evin onune kurar, sokaktan gecenlere kucuk kagit kulahlarda lokma dagitirmis. "Basiniz sagolus, Allah kabul etsin" denip alinirmis. Ne ilginc degil mi?