5.2.06

Olaylı Cuma

Babamı anlatacaktım ilk fırsatta, ama sevgili Tijen anneler ve kızları konusunu açınca annem sırayı kaptı. Ama annemi bu yazıda değil, bir sonrakinde anlatacağım, çünkü unutmadan Cuma günü olanları anlatmam lazım. Malum, balık hafızası, kötü şeyleri anında unutup neşeyle yoluna devam etmesi özelliğimiz ortak olduğu için seçmiştim Dory ismini; "Finding Nemo"yu izleyenler bilir.
Shrek'in geçen Pazar gittiği satış toplantısının son gecesine şirket müdürleri de katılacağı için elimde küçük kabin tipi bavulumla çıktım Shrek'in dairesinden. Uçağım öğlen olduğundan işe gitmeyip o sabahki duruşmaya katılacaktım. Nemo'nun 2004'ün Kasım ayında anaokuluna giderken servisten babası tarafından kaçırılmasına ilişkin süren davanın bir celsesiydi. Aslında hakim beni daha önceki celselerden birinde dinlediği için gitmem şart değildi, ama yalvar yakar getirdiğim tanıklardan birine yüzyüze teşekkür etmek istiyordum.
Dairenin kapısından çıkıp asansör kapısının önüne geldiğimde bir anda saklandığı yerden Mammut ve Başyamak çıktı. Mammut "Vay, biz Shrek'i bulmaya geldik, kimi bulduk; seni zina yaparken yakaladık; annelik yapacağına buralarda sürtüyorsun; niye evinde oturmuyorsun" gibi zırvalarla üstüme yürüdü. Onlar Shrek'in kapısını çalıp "hadi çık dışarıya" derken ben asansörle aşağı inip kapıcıyı buldum. Beraber yukarı çıktık, zaten yan komşu olan yöneticiye kısaca bilgi verdik, tabii bu kez yönetici ve kapıcının önünde saçmasapan konuşmaya başladı. Başyamak asansörün kapısını tuttuğu için ben kapıcıyı alıp merdivenlerden aşağı inerken onlar da asansörle inip apartmanın dış kapısını tuttular bu kez. Asıl polis çağırması gereken ben iken kapıcıya "polis çağır, illa cam kırmam mı lazım" diyor. Hatta 155'i arayıp adresi vererek polis bile çağırdı. Duruşmaya yetişme telaşı ile engellenmiş olma psikolojisi birleşince ben de kapıya yapışıp dışarı çıkmaya çalıştım, o bırakmayınca biraz itiştik, hemen pes etmeyince beni iterek üstüme yürüdü, ama Başyamak yanaşıp "fiziksel bir şey yapma" diyerek frenledi. Biraz daha ısrar etsem yeni bir darp davamız olacağını çok iyi biliyorum, ama bu kez akşamki gala gecesini kaçıracağım gibi önümüzdeki hafta işe gitmem bile riske girecek deyip ısrarı bıraktım ve ben de 155'i aradım. Bu arada birkaç apartman sakini kapılara çıkıp "bağrışıp rahatsız ediyorsunuz, çıkın dışarıda tartışın" diyorlar. Çıkamıyoruz ki, adam bırakmıyor. Hey allahım, güler misin, ağlar mısın... Apartmanda herkes benim Mammutla evli olduğumu, onu Shrek'le aldattığımı filan zannediyordur şimdi! Ne bilsinler Mammut'un manyaklık boyutunu...
Ben de merdivenlere oturup beklemeye başladım. Hatta kahvaltı niyetine çantama attığım muzu çıkarıp yedim. Zaten polis çağırması gereken, haklı olan benim. Bu dilekçe savcıya gittiğinde özel yaşama müdahale gibi bir nedenle davaya dönüşeceği kesin. Bu arada lafla atışıp duruyoruz tabii, ama Mammut öyle saçma şeyler söylüyor ki insan ona bir şey söylemenin ne kadar anlamsız olduğunu hemen hatırlıyor. Bana "seni bu adam mı koruyacak, bak evden dışarı çıkmaya korkuyor, onu niye aramıyorsun" deyip duruyor; aklısıra beni tahrik edecek, Shrek gelince kavga çıkacak. "Niye beni birinin koruması gerekiyor? Senin bana zarar verdiğini, sana karşı birinin beni koruması gerektiğini kabul ediyorsun yani" diyorum ama anlayan kim...
Sonunda ekip otosu geldi, hepimiz karakola gittik. Karakol amiri çağırıp benden kısa bir özet aldı, sonra ifademi alacak polisle oturduk, ben anlattım, o yazdı. Polis de anlamadı Mammut'un neden şikayetçi olacağını, niye karakola gelmek için bu kadar hevesli olduğunu. Neyse, ben ifademi verip çıktım, onlar Mammut'un ifadesini alacaklardı daha. Uçağıma yetiştim ve hayatın akışı normale döndü. Tabi böyle soğukkanlı kalmanın bedeli de var; uçağa binip oturduğum anda başağrısı, boyun ve üst sırt kaslarında tutulma ve ağrı olarak çıktı acısı. Hala da sürüyor.
Cumartesi Shrek'le karakola uğradığımızda anladık ki, Mammut da ifadesinde Shrek için "ben arkadaşımla onun evine, niye hakkımda asılsız şikayetlerde bulunuyorsun diye sormak için gitmiştim, bana iftira attığı için ondan şikayetçiyim" demiş. Shrek'i telefonla tehdit ettiği için savcılığa verdiği dilekçeyi kastediyor herhalde.
Karışık, değil mi? Vodvil gibi. Dışarıdan bakanlara absurd ve komik bile gelebilir. Yazınca dışarıdan bakması daha kolay oluyor diye yazıyorum zaten. Ve 2,5 yıl önce ayrılma cesaretini bulduğum için şükrediyorum.

10 yorum:

memnune dedi ki...

çok geçmiş olsun. mammut'un amacı senin mahkemeye gitmeni engellemek miydi acaba?
bir an önce oğluna kavuşmanı diliyorum. ben saçma sapan ufacık şeylere kafamı takarken insanların ne kadar büyük sorunları olduğunu ama yine de dayanıklı soğukanlı olduklarını seni ve diğer blogları okuyarak anlıyorum.
kendini üzme.

incircekirdegi dedi ki...

Dory ya, bu ne ya? Tıkanıp kaldım yine, off toplaşıp dövelim şu Mammut'u biz iyisi mi!

Koyubeyaz dedi ki...

pessssss....

N.E.Y. dedi ki...

Çok üzüldüm :(
Bende gelirim dövmeye giderseniz. Allah kolaylık versin. Yar ve yardımcın olsun. İnşallah en kısa zamanda oğluna kavuşursun.

huysuz ve tatlı dedi ki...

çok üzücü. bu adama neden hakettiği cezayı vermiyorlar anlamak mümkün değil !

jasmin dedi ki...

Cok uzuldum, bu ne kadar kotu bir adam yaaa, pes dogrusu.Insanlar nasil bu kadar nankor olabiliyorlar, ne olur yani guzellikle,o kadar gecmisin olan insani kirmadan,incitmeden adam gibi cekip gitse.Hemde boyle haketmedigin seyler yasatip elegune karsi herseyi ortaya dokup, koz veriyor.
Doverim vallahi ben bu adami,demek ki bir kere kontrolden cikti iflah olmuyor bu adamlar.
Allah kolaylik versin, onun tek derdi sana psikolojik iskence yapip, rahatsiz etmek.Bu bahsettigin olay senin ayarinda birinin yasayacagi turden degil ya, acitmak icin deneme yapiyor iste.Uzme kendini, basedersin inaniyorum.

dory dedi ki...

Halden anlayacağınızı biliyordum:)
Memnune, galiba ne kadar güçlüysen o kadar ağır oluyor yükün bu hayatta.
İncircekirdeği, sonrasından korkmasam ben neler yapıcam da, şiddet şiddeti doğurur diye işi hukuka ve allaha bıraktım.
Huysuz ve tatlı, hakettiği cezayı vermiyorlar, çünkü bu ülkede hem hukuk sistemi, hem uygulama, hem de zihniyet 100 sene geriden geliyor.
Jasmin, kimse haketmez bunları ama benim saflık ve iyiniyetten başka suçum yoktu. Bu hikayeden çıkan iki önemli ders var aslında:
1. Birlikte oldukları insanlara bakarak kimseyi yargılamayın; herkesin körlük dönemleri olabilir.
2. Kriz dönemlerinde psikoloğa gidin ve sizin için faydalı olanı görmede profesyonel yardım alın.
Siz de üzmeyin kendinizi, bu hayat boyu (onun hayatı) bir hastalık, yüksek tansiyon gibi. Tedavisi yok, ama dikkatlice mücadele ederek ve kendine iyi bakarak yaşam kalitesi yükseltilebilir.

Gün dedi ki...

Off yaa, yüreğim sıkıştı :(

sevgi dedi ki...

döv döv bitmez ki böyle adamlar ...

SuGibi dedi ki...

böyle öküzlerde aynı dünyada yaşamaktan rahatsızım ben.

geçmiş olsun dory.