25.12.05

Hayat Devam Ediyor

Bu bir günlükse olup biteni de yazmalı, sırf yemek tarifleri, elişleriyle olmaz ki...
Yeni beslenme tarzı fena gitmiyor. Gerçi akşamları çorba içme kararımı izleyen gün, Shrek benim ondan geç gelmemi fırsat bilip "bak, guavalı pilav yaptım, başka bir şey yok, bu da diyet sayılır" diye karşıladı beni, ama olsun. Cuma gecesi de holdingin tüm müdürleri için verdiği yılbaşı davetine katıldım, önüme konan herşeyi yedim, ama o da sayılmaz. Cumartesi de Shrek'in üniversiteden sınıf arkadaşlarının yemeği vardı, ama meze tabağındaki rus salatasına dokunmadığımı, yaramazlık sayılacak sadece bir dilim ekmek ve bir sigara böreği yediğimi, ana yemek olarak ızgara çinakop seçtiğimi, üstüne de meyva yiyip sadece Shrek'in sütlü tatlısının ucundan tattığımı düşünürsek başarılı bir akşamdı.
Spora başlama kararımı da acilen uygulamaya geçirmek gerekiyor. Haftalardır bayramda ne yapsam da Nemo'yu alabilsem, Mamut'un yaptığı gibi ben de kaçırsam mı, sömestre tatili sonunda ne yapacağım peki, ya beceremezsem diye düşünüp duruyordum. Sonra geçen sene peşlerine takılıp Uludağ'a gittiğimiz usta kayakçı arkadaşımızın Avusturya'ya gittiğini öğrendik. Bir anda bir şimşek çaktı, "biz de gidelim" deyiverdim, ve bütün sıkıntılar, düşünüp durup işin içinden çıkamamalar sona erdi. Ben bayramda kayağa gidiyorum:), çünkü hayat devam ediyor; oğluma kavuşana dek zamanı durduramam (Biraz da kendime söylüyorum bunları, telkin niyetine). Zaten bir düşünceye takılıp kalındığında aşıp çıkmak için en iyi yol biraz tehlikeli, biraz riskli bir şeyler yapmakmış, çünkü beynin stratejik düşünce bölümü harekete geçermiş; bilgisayarda savaş oyunu oynamak bile işe yararmış. E daha geçen sene yeni başlamış benim gibi bir korkak için kayaktan daha riskli bir şey düşünemiyorum. Bu benim bayram tatilinde ilk yurt dışına çıkışım, ilk kayak seyahatim, hatta 8 yıldır ilk bayramda tatile gidişim olacak.
Tabii şimdi acilen spora başlamak lazım, yoksa bir gün kayar, üç gün otelde yatarız. Shrek oğlunu Aikido'ya götürürken kendi de boş boş beklemeyip bir yandan spor yapıyordu. Haftada bir gün gittiği için de aylık üye olmak yerine giriş sayısına bağlı kayıt yaptırmıştı. Oğlu aikidoyu bırakınca elinde altı girişlik hak kalmış; onu bu hafta üç kez beraber giderek kullanmak niyetindeyiz. Bugün ilkini gerçekleştirdik üstelik. 20 dk yürüme bandı, streching, ağırlıklarla çalışma (yaklaşık 40 dk), 20 dk daha yürüme bandı. Bütün kas liflerimi tek tek hissediyorum, sızlıyorlar çünkü. Böyle havaya girince dönüşte markete uğrayıp balık, et, tavuk (hafta içi akşam yemekleri için ikişer porsiyonluk paketler halinde buzluğa atmalık), sebze, meyva, kepekli ekmek alıp çıktık. Ekmeği de ikişer dilimlik paketler halinde buzluğa attım, böylece evde buzdolabından aşırmalık, ucundan kaçırmalık hiçbir şey kalmadı...
Bu ne kadar renksiz bir yazı oldu böyle, bari bir Innsbruck dağ manzarasıyla kapatayım:)

3 yorum:

allev dedi ki...

guavayı nerede bulduğunuzu sorabilirmiyim?
sevgiler
alev

dory dedi ki...

Kusura bakmayın, epeydir bloguma girecek vakit bulamıyordum, sorunuzu şimdi gördüm.
Maslaktaki Migrosta, kuru meyve reyonunda satılıyor, tabii kurutulmuşu. Kuru armut, şeftali, muz, zencefil ve mango da var; hepsi ithalmiş. Sanırım İstanbul'da değilsiniz, ama diğer şehirlerdeki 3M Migroslarda bulunuyordur herhalde.

Burcu dedi ki...

Dory'ciğim, oğlunla istediğin an, istediğin yerde birlikte olabileceğin, Shrek'le mutluluğu ve huzuru paylaşmaya devam edeceğin, sağlıklı bir yıl dilerim sana. İyi seneler.