25.3.07

İzmir'de Doğumgünü

Shrek'in doğumgünü pastasını ben yapmadım, çünkü İzmir'de kutladık. Üç mum var ama Shrek de 44 oldu aslında. Shrek'in İzmir'de oturan sevgili arkadaşı ve eşi, ben ve Shrek, bir de ablam Cuma akşamı Mavi Şehir'deki Kent Balık'ta çok keyifli bir akşam yemeği yedikten sonra masaya gelen pastayı Shrek'in arkadaşı Bostanlı'daki Bravo Pastanesi'nden almış. Çikolatalı vişneli pasta çok da güzeldi doğrusu, ama ben yine de kakaolu pandispanyası benim şu son iki pastadır yaptığım tarifle yapılmış olsaydı daha da güzel olurdu diye düşünmeden edemedim.
Bu arada, akşam çekilen fotoğraf kesidinden gördüğünüz gibi yeniden sarışınlığa döndüm. Bunu telefonda söylediğim zaman Çağla "e zaten sarışınsın" dedi ama bu kadar da değilim; orijinalim daha çok bol beyazlı açık kumral artık. Nereden esti derseniz, bir süredir şirketteki arkadaşlar eski grup fotoğraflarını gösterip, "bakın Dory Hanım, sarı saç size ne kadar yakışıyormuş, burada ne güzel çıkmışsınız" gibi şeyler diyorlardı. Ben de onları "5 yaş daha genç, 5 kilo daha zayıf halimi gösterip sarı saç yakışıyormuş denir mi hiç?" diye kovalıyordum, ama sonunda dayanamadım. Bu fönlü hali tabii, normalde duracağından daha da açık görünüyor. Ama gerçekten de pek havalı duruyor...
Shrek Çarşamba gününden itibaren semineri için İzmir'deydi zaten, ben de Cuma akşamüstü gittim. Niyetimiz Pazar akşamı dönmekti, ama sonra biletlerimizi Cumartesi akşamına alıp erken döndük. Cumartesi gününü Shrek seminerde, ben de ablam ve eniştemle İzmir keyfi yaparak geçirdik. Seminer 9'da başladığı için Shrek'in erkenden çıkıp Konak'a geçmesi gerekiyordu. Benim de niyetim birlikte iskeleye kadar yürümekti ama evin anahtarlarını bulamayınca dönüşte ablamları uyandırmak istemediğim için biraz kitap okudum. Ablamlar da uyanınca sahile yürüyüp kahvaltımızı birer içi İzmir tulumu ve domates dilimleriyle dolu kumru ve çayla kahvede yaptık. Tabii gazetelerimizi okuyarak.

Kahvaltıdan sonra Konak'a geçtik, Shrek'e uğradık, Kemeraltı'na gidip Aksüt'te sütlü börek yedik, yine Karşıyaka'ya geçtik, çünkü ablam bir mevluta davetliydi. O oradayken biz de eniştemle önce Pan Kitapevi'nde biraz oyalandık, tabii dayanamayıp birer kitap aldık. Sonra sahildeki Yerde Fıstık'ta oturup karşılıklı bira içip fıstık yedik, kabuklarını yere attık, adet öyleymiş. Önce ben bir orta boy, eniştem bir büyük boy istemiştik. Ablamın gelmesi epey gecikince birer orta boy daha söyledik. Güneş açtı, kafama kuş pisledi, ben ablama "e hadi, biraz daha gelmezsen ben sarhoş olacağım" diye mesaj çektim, ama telefonu kapalı olduğu için gitmedi. Hemen yanımızdaki öğretmen lokalinde 50-60 yaş grubu öğretmenler oturmuş çaylarını içiyorladı. Bir ara garson "hocam, buraya yiyecek getirmek yasak" dedi, hoca'nım kucağındaki torbanın içinden bir parça koparıp ağzına atarak "tamam canım, kimseye göstermeden iki lokma alıyorum işte, sesini çıkarma" dedi.
Ablam geldikten sonra biraz daha oturup kalktık. Ben motora binip Konak'a geçtim, Shrek'le buluştuk, uçağa daha vakit olduğu için Kore Şehitleri'ne (aslında orası Kıbrıs Şehitleri'ymiş, ben yanlış hatırlıyormuşum; Gül yorum bıraktı da düzeltebiliyorum) gidip Altın Kapı'da birer İskender yedik, bir porsiyon söyleyip paylaşmadığımıza hayıflanarak şiş midelerle alana gittik. Bu kadar İzmir keyfi yeter. Cumartesi gecesi yatağımızda uyuyup sabah geç kalkmaya da ihtiyacımız var. Pazar gününü dinlenerek geçirmezsek sonraki hafta çok zor geçiyor artık.
Pazar sabahı gerçekten de 11'de ancak kalktık. Kahvaltı öncesi kısa bir yapımarket turu, sonra sucuklu yumurtalı, KFC usulü bisküvili bir kahvaltı, biraz ortalık toplama derken öğle uykusu, akşam oluverdi. Böyle uzun öğle uykuları pek hoş oluyor ama ertesi gün acısı çıkıyor, bütün gün gözlerimi oğuştura oğuştura dolaşıyorum. Yarın işe giderken unutup makyaj yapmasam bari...

8 yorum:

Gül Göktuna dedi ki...

Yazılarınızı devamlı takip ediyorum.Ben de İzmir'de oturuyorum. Doğumgünü yazınızda "Kore Şehitleri" diye bir yerden bahsetmişsiniz önce anlamadım fakat sonra "Altınkapı'da iskender yedik"kısmını okuyunca orasının "Kıbrıs Şehitleri" olduğunu anladım.Bu kısmı ailecek okuduk ve çok güldük.
İzmir'den sevgilerle.
Gül Göktuna
gulgoktuna@ttnet.net.tr



Not: Güldük diye sakın alınmayın tamam mı?Çünkü bu yanlışınız okurken bizim çok hoşumuza gitti.

Alp&Ege'nin annesi dedi ki...

Merhaba Dory,
ben yeni bir blogcu olarak seni listeme sormadan aldim. cunku seni duzenli takip ettigim icin sayfamdan direk tiklamak istiyorum. umarim sakincasi yoktur.hersey gönlunce olsun.Isvec ten sevgiler..

ekmekcikiz dedi ki...

Saçınızın rengi çok güzel olmuş ve fotoğraftan gördüğüm kadarıyla teninize pek yakışmış. Sağlıkla kullanın.

Adsız dedi ki...

Saç renginiz bir harika...
Sevgiler...
Dilek

endiseliperi dedi ki...

bu hafta iki kez üstüste KFC'ye gittik ve her seferinde ben sizi andım, Dory'den tarif alıp ben yapacağım bu poaçaları, hem onun ki daha ince böyle hamur da olmuyordur, diye. Arçil bayılıyor KFC'ye, 10'lu alıyor ve hepsini de yiyebiliyor! Atakan hiç sevmiyor. Bora ve ben aldırmıyoruz, çok düşkün değiliz.

İzmir'de sıkılmışsınız siz; evet evet öyle olmuş. Shrek'e mutlu yıllar. Demek koç'muş shrek! Koç'lar iyidir. Sizin burcunuz neydi?

sevgiler.

dory dedi ki...

ay ay, ne yazmışım öyle, gerçekten de komik olmuş... Kore şehitleri İstanbul'da bir cadde tabii:) İzmir'e, size ve ailenize sevgiler...

alp&ege'nin annesi, elbette link verebilirsiniz. Ben de aynen öyle yapıyorum, ama bir de zıplayıp gittiklerim var ki bazen saatler geçiyor geri döndüğümde.

ekmekçi kız ve dilek, sizlere de teşekkürler, iltifat iyi geldi valla:)

endişeli peri, gördüğünüz gibi iltifatlar iyi geliyor, çünkü ben bir yengecim; duygusal, alıngan, evcil, anaç bir yengeç, ama yükselenim aslan diye aslan gibi gözüküyormuşum, öyle diyorlar... Koçları ben de severim:)
İzmir'de canımın sıkıldığını anlamanız çok ilginç, gerçekten de öyle oldu ama ablam okursa kırılmasın diye yazmadıydım. Cuma akşamı onların değil de Shrek'in arkadaşlarının ayırttığı yerde yemeğe gidiliyor diye eniştem alındı ve gelmedi. Ertesi sabah o unutmuştu, ama bu sefer Shrek'i düzeltmek mümkün olmadı. Sırf beni üzmemek için o gece ablamlarda kalmayı kabul etti, ama o yüzden apar topar döndük ve bir daha nasıl hep beraber görüşeceğiz bilmiyorum...

Sevgilerimle

Elif dedi ki...

Shrek'in dogumgunu kutlu olsun! Iyi ki dogmuuuuussssss!!!!!!!

www.elifsavas.com/blog

Fulya dedi ki...

Shrek'in dogum gunu kutlu olsun.
Su kirilmalar darilmalar bizdede cok oluyor hele 3 haftalik Istanbul gezimde kirmadigim kimse kalmadi. Sonunda ben de kirilip geldim ne uzucu.