5.3.07

Iyi ki Dogdun Nemo

Bugün Nemo’nun dogumgünü, dogali tam sekiz sene oldu. O artik 9 yasinda oldugunu söylüyor; aslinda 9’dan gün aldi, 8 yasinda, ama ben de bozmuyorum tabii. Bir haftadir stresten öldüm, önce dogumgünü partisi yapamayacagim diye; sonra akraba arasi yaparim ama cocuklar olmayinca Nemo eglenmeyecek diye; en son da (sirketteki birkac arkadasa Cumartesi cocuklarini alip gelirler mi diye sorduktan sonra) cocuk partisi nasil yapilir diye düsünmekten sanki gece bile aklim bunlarla mesguldü. Bizim dogru dürüst bir ail yasantimiz olamadigi icin görüstügümüz dostlarimiz, eve gelen misafirlerimiz, hele de cocuklu arkadaslarimiz olmadiydi hic. Tam Nemo 4 yasina geldi, yavas yavas yuva arkasliklari baslayacakti ki bu olaylar patlak verdi, sonra da ayri düstük. Ne kalabalik misafir agirlama, ne de cocuk partisi tecrübem yok diye kendimi cok acemi, cok antrenmansiz hissettim. Iki gün boyunca parti temasi üstüne düsündüm durdum. Sonra Nemo’nun balik burcu olmasindan yola cikarak denizalti temasinda karar kildim. Dinozorlar da olabilirdi, cünkü bu aralar pek merakli, ama davetli cocuklar 3, 4 ve 10 yaslarinda üc erkek cocuk ve 4 ve 5 yaslarinda iki kiz cocuk olunca denizalti ortak ilgi alani olmak icin daha uygun geldi. Sonra kizlarin biri hastalandi, digerinin annesinin isi cikti ama bunu bilemezdim. Cuma gecesi Nemo’yu alip geldigimde henüz hicbir sey hazir degildi. Biraz da dogumgünü arifesi oldugu icin Mammut keyfimizi kacirmaya firsat arayarak vermezse diye elim varmadi, ama kafamda planladim herseyi. Sonra kalan zamanda planladiklarimin yarisini yapamadim tabii ama yapilanlar da yetti aslinda, yani umarim yetti, umarim konuklar ayip olmasin diye öyle dememislerdir.
Cuma gecesi eve geldigimde sabahtan yumurta ve tereyagi buzdolabindan cikarmadigimi fark edince pandispanya isini sonraya birakip patatesleri haslayarak basladim ise. Haslanan patatesler “Kirmizi biberli yesil zeytin kubbesi icinde patates salatasi”na dönüstü sonra. Nemo gördügünde sevincle “aa anne, sen pasta süslemecisi olmaliymissin, patates salatasini bile pasta gibi yapmissin” dedi. Yavrum, bir görse pasta bloglarini fikrini degistirecek ama bilmiyor ki...
Pastayi yaparken de uzun süre ne olduguyla fazla ilgilenmedi, ya da öyle göründü ama pasta en son halini aldiginda basina gelip hayret cigliklari atarak “pullari bile var, harika olmus” dedi. Gece 2’ye kadar mutfakta kalmak ise yaradi. Insan bu ise kalkismadan önce ne sorunlarla karsilasacagini da kestiremiyor (ya da ben); mesela büyük servis tabagi bile kücük gelince tepsiye aluminyum folyo sarma fikri dogdu. Ilk damlattigim kremayi da daha fazlasini kenara döküp üstünü bisküvi kiriklariyla kaplayarak dipteki kumlar diye acikladim.
Burcu’dan gördügüm balik kraker fikrine balik seklindeki güvec kaplarina cips koymayi ekledim; Digiturk’te müzik kanali acip akvaryum görüntüsünü dekora katmak fikri de yine Burcu’nun partisinden. (Fotograftaki ablam; telefonda hep karistirirlar bizi ama dis görünüsümüz hic benzemez) Nemo’nun deniz hayvanlarini da masayi süslemek icin kullandik. Pasta da internetten bulunmus bir fikir; orada balik dik duruyordu, benim gözüm kesmedi dogrusu. Pastanin keki de Burcu’nun tarifini verdigi, en cok sevdigini söyledigi kakaolu pandispanya. Onun blogundan okudugum detayli tarif sayesinde ilk pandispanya denemem cok basarili oldu. Gecenin 2’sinde firindan cikinca sogusunlar diye telin üzerinde birakip gidip yattim, sabah kurumus bulacagimdan cok korktum. Belki orijinal hallerinden biraz daha kuruydular ama cilekli sütle islatilmis halleri konuklardan övgü topladi. Sule hem oglu cok keyifsiz olmasina ragmen sirf Nemo’nun partisi partiye benzesin diye kalkti geldi, hem de yaninda kendi yaptigi renkli kurabiyelerle kardesinin yaptigi keki getirdi. Annemin tek misafir sofralik spesiyalitesi olan “tavuklu közlenmis biberli pirinc salatasi”ni da katinca sofra epey senlikli oldu dogrusu. Hangi sirayla ne yapilir konusunda biraz elim ayagima dolasti ama neyse, kimse yabanci degil. Bu arada, ilk gelenlere cay yaninda sicak kanapeler ikram etmek iyi fikirmis. Dilimli tam bugday ekmegini karelere bölüp üstlerine biber sosu, ketcap, kekik, zeytinyagi karisimi, üstüne de yumurta, rende kasar, salam karisimi koyup firinlamistim. Biber sosu biraz aciymis, iyi ki cocuklar hic ilgilenmedi.
Cocuklarin sürekli birlikte oynamak istemeyeceklerini düsünerek bir de boyama masasi hazirlamistim. Sünger Bob kahramanli boyama sayfalari, renkli kaselerde boyalar özellikle kücüklerin ilgisini ara ara cekti. Fotograflarda pek cikmamis ama her tarafta ipe dizilmis ücgen flamalar ve balonlar vardi. Bu sefer fotograflari ben cekmedim, yegenimin erkek arkadasina verdim makinami, cünkü fotograf cekeyim derken olayi kaciriyorum. Ustelik bir tane, biraz odaklanma sorunu oldugu icin az flu ama cok güzel bir pozumuz var, Nemo’la sarilismis, tüm yorgunluga deger. Giderlerken cocuklara birer balon, birer de ici sürpriz hediyeli Sünger Bob dergisi verdik ki akillari kalmasin.
Simdi buzdolabinda topkek yapar üstünü deniz temali süslerim diye hazirladigim mavi krema, yapmaya firsat kalmayan kokteyl sosisler ve top köfteler, aci ciktigi icin kullanmadigim kornison tursu ve unuttugum kokteyl domatesler kullanilmayi; koca bir kase pirincli salata ve pastanin kuyrugu yenmeyi bekliyor; keki anneme verdim, yoksa oturup hepsini yemem işten bile degildi.
Parti bittikten sonra Akmerkez’e gidip dogumgünü hediyelerini Nemo’yla birlikte sectik. Eve dönünce Nemo film seyretmek icin kanapeye uzandi, ben de sarilip yanina yattim. Uyanip yatagima gittigimde saat yine 2 olmus, Nemo beni uyandirmadan kendi yatagina gitmisti.
Pazar sabahi biraz ödev, biraz film seyrederek gecti; sonra “Farecik ile Cirkin Ordek Yavrusu” filmine gittik. Nemo baslarda epey güldü ama genelinde vasat bir film. Yine de bütün cocuklular gidecek mecburen, bu is böyle... Sonra yine eve döndük, banyo, bir film daha derken vakit doldu. Bu haftasonu hic yetmedi bize. Yaptiklarimizi hep kostura kostura, hep aceleyle yaptik, tam keyfini cikaramadik. Odevlerini bile dönüs feribotunda tamamladik. Hep secmek zorunda kaldik, birini yapinca öbürüne vakit kalmiyordu cünkü. Dogumgünü hediyeleriyle oynayamadik bile. Artik bir dahaki sefere... Dayanamadim, “babana hic sordun mu, sen Istanbul’dasin, annem Istanbul’da, ben niye Erdek’teyim diye” dedim. Cocugun aklina isyankar fikirler sokmak da istemiyorum. Babasinin öfkesiyle bas etmek zorunda kalmasin bir de, ama gecen haftasonu babasinin isi oldugunu, gelemedigini söyleyince, üstelik ben haftaici gelmistir dedigimde de “haftaici nasil gelsin ki, ise gidiyor” deyince dayanamadim. Neyse, hic olmazsa dogumgününde orada olacak; dün birakirken oradaydi cünkü.

14 yorum:

fatma dedi ki...

Sevgili Dory,
Nice güzel birlikte geçireceğiniz yıllara....

Senin herşeye rağmen bu güçlü oluşunu seviyorum ve hep güçlü olmanı kalben diliyorum. Çünkü o güzel yüzlü Nemo'nun sana çok ihtiyacı var. İyiki de sen onun annesisin.

cakiltasi dedi ki...

O kadar koşturmaya fazlasıyla güzel olmuş herşey. Hele pastaya bayıldım. Nemoya sağlıklı mutlu yıllar dilerim.

enne dedi ki...

Çok güzel bir parti olmuş bence de. Önceden planlansaydı da bundan çok fazlası olmazdı sanıyorum. Sonuçta çocukların eğlenmesi ve neşeli birgün geçirmekse amaç, gerçekleşmiş zaten:)

ekmekcikiz dedi ki...

Yine, okurken gözlerim yaşardı. Bitsin artık bu sıkıntılarınız, yeter! Nemo'ya her yenisi, bir öncekinde daha mutlu olacağı, sağlıklı, uzun bir ömür dilerim.
Sevgiler.

Elif dedi ki...

Iyi ki dogdun Nemoooo!!!!!!

Ay ne guzel seyler hazirlamissin ogluna! Valla kiskandim. ;o)Ne guzeeeeel!!!!

SekerPembe dedi ki...

Nice nice nice yillara sevgili Nemo ve Dory. Seneye dogumgununde Nemo'nun sende kalacagina dair mahkemeden karar cikmis olacak; biliyorum (cunku yarginin nasil isledigini biliyorum ve sizin yargi surecinizi buradan takip ediyorum), inaniyorum (cunku insanim ve duygularim bana hep boyle fisildiyor)...

ShekerPembe

Gün dedi ki...

Nemo'ya seninle birlikte nice saglikli mutlu yaslar diliyorum, her sey harika gorunuyır, nmukemmel...

Adsız dedi ki...

Nemo iyi ki dogdun, eminim sende farkindasindir dunyanin en harika annesine sahip oldugunun!
Bende gun icinde ogullarimla basedemeyince bazen isyankar oluyorum. Ama ne zaman sizin blogunuzu okusam gozlerim yasli daha iyi bir anne olmaliyim diyorum kendime. Birde ben cook duygusalim sizin kendinden eminliginiz, tek basiniza hayati sirtlanmaniza hayran kaliyorum.
Nemo yu cok operim uzaklardan Bostan dan Gonul teyzesi.

Adsız dedi ki...

komik olmus Boston yazacaktim
Gonul

limoncicegi dedi ki...

Şekercim ellerine sağlık umarım bundan sonraki doğum günleriniz daha az koşturmaca ama mutlaka beraber geçer.. mutlu yıllar

Adsız dedi ki...

harika seyler hazirlamissin butun ayrintilari cok guzel dusunmussun, bende diger yorumlardaki gibi gelecek yas gununde birlikte olacaginiza eminim, en azindan bunu candan diliyorum.

burcu-mutfak camı dedi ki...

Yeni yaşınız kutlu olsun. Bundan sonraki doğum gününü hiçbir şeyi sıkıştırmadan, o sizin yanınızda yaşıyorken, sağlıkla mutlulukla kutlamanız dileğiyle... nice senelere Nemo:O)

arzu dedi ki...

Nemo'nun cok akilli bir cocuk oldugu resimlerindeki bakislarindan bile belli. Nemo'nun durumu ile ilgili yasanan hukuksuzluk bir hukukcu, dahasi bir insan olarak canımı sIkIyor. Ama sizi cok daha guclu kildigi muhakkak. Belki de bu yasadiklariniz, bundan sonra birarada yasayacaginiz yillarin kıymetini daha da artiracaktir. Nemo iyi ki dogmus, iyi ki siz onun annesi olmussunuz. Anne olmaya çabalayan bir suru insana kıyasla, simdilik cogu zaman uzaklarda da olsa Nemo gibi bir çocuga sahip oldugunuz icin cok sansli olmalisiniz.
Sevgilerimle,

hayalperisi dedi ki...

iyi ki dogdun nemo insallah bir ömür annenle mutlu huzurlu ve saglikli yasarsin diyorum

dory her karanlik gecenin bir sabahi vardir insallah hersey istedigin gibi olur oglusunla mutlu bir yasam sürersin