1.2.07

Eski Arkadaslar

Shrek’in arkadaslarini seviyorum. Herseyden önce “iyi” insanlar. Iyi bakisli, iyi karakterli, iyi egitimli. Dün aksam hem Ada’dan cocukluk arkadasi, hem fakülteden sinif arkadasi Sari Shrek, bir baska sinif arkadasi ve onun kiz arkadasi ile bulustuk. Gencliklerinde herkesin lakabi varmis; benimkine saclari kivircik diye Kivir Shrek, öbürüne sarisin diye Sari Shrek demeleri salt isimleri ayni diye degil yani; arkadas cevresinde tek olan isimlere de lakap takilirmis. Sari Shrek artik Izmirli. Yariyil tatili diye ogluyla tatile, babaanneyi ziyarete gelmisler. Biz Izmir’e gittigimizde bize enginarli pilav yapan oydu iste. Obür arkadasi da “aa, bir gün bana gelin de size taze makarna yapayim” dedi. Uc erkek aralarinda bu sene marketlerde görülen top şeklindeki kabaklardan bahsetti; onlarla kabak dolmasi cok güzel oluyor dediler:) Biz hanimlar da sevecen bakislarla dinledik.
Onlar karsi tarafta diye, Bostanci’daki Hatay Restoran’a gittik. Cok güldük, biraz cok yedik, biraz da ictik. Hatay Restoran cok güzelmis; duvarlar ahşap, her tarafa Cumhuriyet Kitap ekinin kapaklari cercevelenip asilmis. Onlarin arasinda iyi hissediyor insan. Mezeler de cok lezzetliydi. Hele yaprak cigerden tadan ciger sevmezler bile paylarina düseni silip süpürdü. “Bunu tekrarlayalim” diyerek ve bir sonraki bulusmanin nerede, ne zaman olabilecegini konusarak bitirdik geceyi.
Canta boyu fotograf makinam bozuldugundan beri dogru dürüst fotograf yok sitede. Büyük olani yanimda tasiyip her ani belgeleyemiyorum tabii. Ayni paralelde, yazilar da ic karartici konular üzerine olmaya basladi. Acaba fotograf cekememek, bugünün güzel anlarini belgeleyememek ve bunlari yazmamak arasindaki baglantida sebep-sonuc iliskisi var mi? Yani kücük bir fotograf makinasi alsam, yeniden yemek fotograflari koymaya baslayip, dikkatimi baska yönlere cevirip, daha keyifli yasar miyim acaba? Sanki öyle. Üstelik tuhaf bir sekilde, nesem de yerinde.

6 yorum:

limoncicegi dedi ki...

Allah Bozmasin :)

endiseliperi dedi ki...

Evet Dory, daha neşeli yaşarsınız bence. biçim ruhu belirliyor gerçekten de. hem neşeli olun, çok mutlu olmanızı istiyorum dory, yürekten istiyorum bunu.

Sevgiler.

Sndrfknella dedi ki...

Hep okuyorum ama yorum yazmıyorum, çünkü yaşadıkların karşısında kelimelerin kifayetsiz kalacağını çok iyi biliyorum. TV'de ne zaman senin durumuna benzer şeyler izlesem (T. Altıntop mesela, kendisi bu aralar çok sık ekranlarda) kulaklarını çınlatıp, bir an evvel sıkıntılarının bitmesini diliyorum. Peki bu kadar bekledikten sonra niye mi yorum yazıyorum? Çünkü:1. Ben de bir blogger oldum, ve bırakılan yorumları okumanın ve senin gibi bir sürü kişinin oralarda biryerlerde olduğunu bilmenin kendini iyi hissettirdiğini keşfetmiş bulundum. 2. Bu yazıyı yazarken gerçekten huzurlu olduğunu hissettiğim için yorum bırakmak daha kolay geldi bana.

Uğra bana da olur mu? Azıcık gülümsetiyim seni :)

Sevgiler,

enne dedi ki...

Evet evet, sen mutlu olursan sanki herşey daha iyi olacakmış gibi geliyor bazen. Hayat geçiyor öyle ya da böyle, biraz faydalanmak lazım bundan.

elifsavas dedi ki...

Nerede o restoran? Benim annem Bostanci'da. Mutlaka gitsin, cok guzel anlatmissin.

Keyif ile keyif verici (ve keyiften yapilan) davranislar yumurtayla tavuk gibi galiba. Hangisi once geliyor, belli degil.

dory dedi ki...

Elifcim, annen Bostancı'lıysa biliyordur muhtemelen, çok eski bir restoran çünkü. Bağdat Caddesi'nin başladığı yer orası; yaya olarak tren istasyonunun altındaki geçitten geçince sağa dönersen biraz ilerde solda. Ya da sırtını iskeleye verip karşıya geçtin, sola dönüp biraz gidersen yine solda. Giriş cadde üstünde, yüksek giriş, alt katı deniz tarafındaki bahçeye bakıyor. Sahil yolu yapılmadan önce deniz kenarındaymış belli ki. Ben de kaç sene karşıda yaşadım, o zamanlar bilseymişim keşke.
Umarım annen de beğenir.