7.1.07

Sınırlar

"Sınırlara Direnmek
(...)
Sınırlar oluşturmak ve onları korumak büyük uğraş, disiplin ve hepsinden önemlisi, arzu gerektirir.
(...)
Daha iyi bir yaşam için arzu duyarken dahi, bir başka nedenle sınırlar için gerekli olan işleri yerine getirmede isteksiz olabiliriz. Bu bir mücadele, bir savaşım olacaktır.Dalaşmalar ve çarpışmalar olacaktır. Görüş ayrılıkları olacaktır. Kayıplar olacaktır.
(...)
Kişinin dışarıdan gördüğü en sık direnme öfkedir. Sınırlar belirledikleri için başkalarına kızanların, kişilik sorunları bulunur. Ben merkezcidirler, dünyanın onlar ve onların rahatı için varolduğunu zannederler. Başkalarını, kendilerinin uzantısı olarak görürler.
Hayır dendiğinde, bir şeyden mahrum bırakılan iki yaşındaki çocukların gösterdiği tepkiyi gösterirler: "Annem kötü!" Onları istediklerinden mahrum bırakanın "kötü" olduğunu düşünüp, öfkelenirler. Gerçek bir kusura, haklı olarak kızmış değillerdir. "Onlara" yapılmış hiçbir şey yoktur. Birisi "onlar için" bir şey yapmayacaktır. İstedikleri şey, kızdırılmaktır; memnuniyeti ertelemeyi veya başkalarının özgürlüğüne saygı duymayı öğrenmedikleri için öfkelenirler.
Öfkeli bireyin, bir kişilik sorunu vardır. Bu sorunu güçlendirirseniz, yarın ve ertesi gün başka durumlarla geri gelecektir. Kişiyi öfkelendiren durum değildir; başkalarından gelecek şeyler üzerinde hak sahibi oldukları duygusudur. Başkalarını denetlemek isterler, sonuç olarak kendileri üzerinde denetimleri olmaz. Böylelikle, birisi üzerinde istedikleri deneti kaybettiklerinde, onu "kaybederler". Öfkelenirler.
Öğrenmeniz gereken ilk şey; sorunu olanın sınırlar belirlediğiniz için size öfkelenen kişinin kendisi olduğudur. (...)
İkinci olarak, öfkeyi gerçekçi şekilde gözden geçirmelisiniz. Öfke sadece diğer kişinin içindeki bir duygudur. Odanın öbür köşesine zıplayıp sizi incitemez. Siz izin vermedikçe "içinize giremez". Bir başkasının öfkesinden ayrı durmak, hayati önem taşır. (...)
Üçüncü olarak öfkenin, bir şey yapmanız için başlama işareti olmasına izin vermeyin. Sınırları olmayanlar, başkalarının öfkesine otomatik olarak yanıt verirler. Yardıma koşar, onay arar veya kendileri de öfkelenirler. Hareketsizlikte büyük güç yatar. Denetimsiz birinin yolunuzu değiştirmenizdeki başlama işareti olmasına izin vermeyin. Sadece onun öfke duymasına izin verin ve ne yapmanız gerektiğine kendiniz karar verin.
Dördüncü olarak, destek sisteminizin yerinde olduğundan emin olun. Öfkesiyle sizi denetlemiş birine karşı sınırlamalar belirleyecekseniz, önce destek sisteminizdeki kişilerle konuşarak bir plan yapın. Ne söyleyeceğinizi bilin. Öfkeli kişinin ne söyleyeceğini tahmin edin ve tepkinizi planlayın. Grubunuzla birlikte bu rolü prova etmek de isteyebilirsiniz. Sonra, destek grubunuzun yüzleşmeden hemen sonra elinizin altında bulunabileceğinden emin olun. Belki de destek grubunuzun bazı üyeleri sizinle beraber gelebilir. Ancak onlara daha sonra basınç altında ufalanmamak için kesinlikle gereksiniminiz olacaktır.
Beşinci olarak, öfkeli kişinin sizi öfkelendirmesine izin vermeyin. (...)
Altıncı olarak, sonuçları zorlayan fiziksel uzaklık ve diğer sınırlamaları kullanmaya hazırlıklı olun. (...)
Bu ciddi adımların, öfkeyle atılması gerekmez. Teslim olmaksızın veya denetlenmeksizin, kendinizi sevecenlikle karşınızdakinin yerine koyup, konuşmayı sürdürebilirsiniz. (...)
Sınırlarınızı korursanız, size kızanların ilk defa olarak, zaten kendileri için tahripkar olan "başkasını denetleme" yerine, özünü denetlemeyi öğrenmeleri gerekecektir. Artık sizin üzerinizde denetimleri kalmadığında, ilişki kuracak başka bir yol bulacaklardır. Oysa, sizi öfkeleriyle denetleyebildikleri sürece değişmeyeceklerdir.
Bazen acı gerçek, artık sizin le konuşmamaları veya artık sizi denetleyemiyorlarsa ilişkiyi terk etmeleri de olur. Bu, gerçek bir risktir. Yaşam bu riski her gün göze alır. Her şeyi ancak doğru şekliyle yapacağını ve kötülüğün içinde yer almayacağını söyler. Ve insanlar kendi yollarını seçtiğinde, gitmelerine izin verir. Bazen bizlerin de böyle yapması gerekir."
Sınırlar - Dr.Henry Cloud, Dr.John Townsend, Sistem Yayıncılık

1 yorum:

Turuncu Elma dedi ki...

Merhaba,

Ne zamandır bekliyorum yeni birşeyler. Ne zaman yazacaksınız?

Bu arada blogunuza link verdim blogumdan ama size sormadan yapmak doğru gelmedi sonra. Sakıncası var mı? Varsa hemen çıkarayım.

Sevgiler,