18.12.06

Sinema Vakit Kaybi

Bu blogda günlük tutma isi gittikce tuhaflasiyor. Bugün aslinda dünya kadar isim var, blogla oynayacak vaktim yok. Acilen anlatmam gereken birseyler de olmadi. Ama "bir an önce kisaca da olsa haftasonunu anlatayim, kimseyi merakta birakmayayim" diye dillendirebilecegim bir duyguyla yazmaya basladim. Amacimin sapip kendim icin degil, okuyanlar icin yazma tehlikesi ile karsi karsiyayim anlasilan. Madem vaktim yok, ben en iyisi haftasonuna getireyim lafi artik.
Persembe aksami Mammut'u aradim, "Erdek'te olup Cuma oglani getirmek gibi bir planin var mi?" dedim. "Yok" dedi. Daha önceki seferlerde sorun olan konuyu netlestirmek amaciyla "okuldan mi, evden mi alayim? okuldan alin dersen annem alabilir ama, ben yetisemem" dedim."Oyle erkenden almayin bir daha. Vapur saatine kadar sokaklarda durulur mu?! Bir daha annenin almasini, birakmasini filan da istemiyorum, neler oldugunu ögrendim" dedi. Muhtemelen Nemo'nun birakilirken aglamasini annemin birakmasina yordu. Erken alindigina Nemo'nun cok sevindigini, zaten orduevinde oyun oynayarak vapur saatini beklediklerini söylemenin bir anlami olmayacagini artik ögrendigim icin "tamam, yarin aksam alirim" dedim.
Cuma aksamüstü 17.30 deniz otobüsüyle gectik Bandirma'ya. Varmamiz 20.00'yi buldu. Bir taxiye atlayip Erdek'e gittik, kapilarini caldik, babaanneyle Nemo acti kapiyi, hemen üstüne bir kazak gecirip okul cantasini alip geldi, 21.30 feribotuna rahat rahat yetistik. Cumartesi günümüz oyunla, ödevle, film seyrederek, cikip oyuncak alarak ve yilbasi icin ne hediye istedigini belirleyerek gecti. Cevahir'e diye yola ciktik ama anneanneyi evine biraktiktan sonra cok aciktigimizi fark edip Metrocity'ye giriverdik. McDonalds-oyuncakci turunu tamamladiktan sonra Kanyon'daki cocuklar icin düzenlenen yilbasi agaci süsü hazirlama ve agaca asma aktivitesine katildik. Hediye olarak verdikleri yesil kurbaga bere de cok hosuna gitti. "Iyi ki gelmisiz, hakliymissin, burasi cok güzelmis" dedi melegim. Ama gitmeyi düsünenleri uyarmaliyim, Metrocity'deki Maxitoys'da 99 YTL olan bir oyuncak Kanyon'daki Elit'de 111 YTL'ydi. Ondaki anne yoksunlugunu, bendeki annelik yoksunlugunu oyuncak alarak telafi etmeye calismak istemiyorum ama evdekiler dururken yeni oyuncak almayalim da diyemiyorum. Onun kaliteli vakit gecirecegi sstüdyo calismasi tarzi bir seyler bulmaliyim artik. Evdeki piano da ilgisini cekiyor; belli ki kulagi da var. Bizim cok düzenli gitmeyisimizi anlayisla karsilayacak bir müzik okulu da bulabilirim belki. Normal annelerin dünyasini, web sitelerini, gruplarini kurcalamali biraz.
Kanyon'dan cikinca anneanneyi de alip eve gitmemizi istedi Nemo. Günün kalanini aldigimiz oyunu kurup oynayarak ve film seyrederek bitirdik. Benim gözlerim kapanirken o hala cin gibi oturuyordu. Yatalim artik dedigimde itiraz da etmiyor ama boynu bükük, surati asik, küskün ve suskun yataga gittiginde dayanamadim, büyük yatakta (yani benim yatagimda) kitap okumamizi önerdim; üc sayfa sonra uyudu zaten. Bir yandan da tereddüt ediyorum tabii, 8 yasinda bir cocugun annesiyle yatmasinin cok cogru olmadigini biliyorum, ama ben de ona sarilip kucak kucaga uyumuyorum, ayni odadaki iki tek yatakta uyumaktan farki yok. Bu sayede sabah 9.30'a kadar misil misil uyudu, oysa bir gün önce daha gec yatmamiza ragmen o gelip beni 7'de uyandirmisti. Ben de onun nefes sesini dinleyerek yattim o uyanana dek.
Pazar günü Fare Şehri filmine gideriz diye konusmustuk, ama "vakit kaybetmeyelim diye" gitmek istemedigini söyledi. Biz de ödevleri bitirdik, oyun oynadik, film seyrettik, yilbasi agacimizi süsledik, gün geciverdi. Odevlerini yaptirirken her seferinde onun düsünme tarziyla ilgili bir seyler ögreniyorum. Bu kez matematik ödevleri dogal sayilari kafadan toplamayla ilgiliydi. Bir calismada satirlara sayilar yazilmis, kafadan toplayarak gidip, en sonunda da 100'e tamamlayan sayiyi bulup yazmak gerekiyor. Ornek verecek olursam, 10-5-20-20-15-5-10 ... 100 yazilmis, bosluga 15 yazmasi bekleniyor. Nasil zorlandi anlatamam, kafadan 10'ar 10'ar toplayarak sayamadigini zannettim. Bir sonraki ödevde ise meyvalarin sayi degerleri üstündeki paragrafta verilmis; armut 10, cilek 20, limon 30, elma 40 degerinde. Asagida da bu meyvalarin degisik dizilimlerle dörtlü gruplari yapilmis, toplayarak sonucu yanlarina yazmalari isteniyor. elma+elma+armut+cilek=110 yazacak mesela. Yani hep kafadan toplama var, hem de meyvalarin degerlerini aklinda tutma. Bu bana cok daha zor gelirken, Nemo pitir pitir yapti hepsini. Sastim kaldim. Bir cesit görsel algisinin benden daha iyi olmasi mi acaba, veya toplama kavramini böyle ögrendiler belki de...
Saat 15.30 olunca ciktik evden. Yolda uyudu. Istanbul'un yollari uzun, trafigi cok fazla geliyor ona. Yenkapi'ya varmamiz, vapura binmemizle ancak iste. 17.30'daki feribotla gectik karsiya. Yolda amiral batti oynadik; Sünger Bob'un VCD'sini alip laptop'umda seyrettik. Haftasonunu Istanbul'da geciren bir sinif arkadasi ve kardesine, Eren'le Yaren'e rastladik. Nemo bu raslantidan fazla hoslanmadi. Cocuklar cok konuskan ve rahat. Bizi amiral batti oynarken görünce Nemo'ya "annenle oyunun bitince senle ben oynayalim" dedi. Ne bilsin, bizimki annesine hasret... Neyse ki, ödevlerini bitirmesi gerekiyormus. Bir ara Nemo'ya "hadi, bir kizgin surat yapsana" dedi. Nemo'nun keyfi yerinde, kizgin rolü yapamadi. Eren bana dönüp "Nemo drama dersinde hep cok kizgin bir surat yapiyor; bir de onunla oturan bir arkadasi var, gittikce Nemo'ya benziyor, biz tersi olur sanmistik, ama o Nemo'ya benzemeye calisiyor" dedi. Ben de arkadaslarin iyi anlastiklari zaman daha uyumlu olduklarini, zamanla benzemeye baslamalarinin normal oldugunu filan söyledim ama ögretmenin arayip sormam lazim. Ozellikle de drama bölümünü. Ogretmeni de cok tatli bir hanim ama garip bir cekingenligim var. Cocugumu bu kadar uzaktan takip ediyor olmayi sindiremedim sanirim.
Vapur cikisinda tam 55 dk.miz vardi geri dönüp feribotu yakalamak icin. Bu kez rastladigimiz taxi daha da hizli cikti. Nemo'yu birakip geldigimizde hala 15 dk vardi 20.30'a. Nemo da daha metin karsiladi ayriligi. Tam birakirken yine aglamakliydi, ben onu öpüp babaannesinin "haftasonu nasil gecti" sorusunu cevaplarken, o sirtini bana dönmüs ayakkabilarini cözüyordu. Ya agladigini görmemi istemedi, ya da bana bakarsa aglamaktan korktu.
Artik yavas yavas bütün Bandirma'li taksi söförleri hikayemizi ögrenmeye basladi...

12 yorum:

TalismanDiyette dedi ki...

Güzel bir hafta sonuymuş. Bitmiş olması hüzün verici tabii ama, yakında hafta içi de beraber olursunuz inşallah. Bu arada 8 aslında beraber yatılabilecek bir yaş değil mi? Ufak daha. Bilmiyorum tabii ama sizin sıcaklığınızla uyumak iyi gelmiştir muhakkak Nemo ya..
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Dory, o kadar normal, hatta normal üstü bir annesin ki normal anne bloglarını takip etmene gerek yok, benzer şeyleri yaşamama rağmen bunların yazıyla dile getirilmesi boğazıma bir yumru yerleştirdi, ilk defa bir bloga yorum yapıyorum, dilerim şans meleklerinin sizin yanınızda olsun. Sevgiler,

Adsız dedi ki...

Bence Dory sizin durumunuz farkli oldugundan, sarila sarila koklaya koklaya yatmaniz yalniz dogru degil gerekli.. Sinema vakit kaybi uyku da vakit kaybi olmasin Nemo'cuga..
Fulya

popomus dedi ki...

8 yas ne ki? Simsiki sarilip yatin bence!!!! Zaten bes dakika sonra sIkIlIr da doner obur tarafa. :oP Ne harika bir annesi var Nemo'nun!

endiseliperi dedi ki...

Dory, öyle kederleniyorum ki, öyle bir çaresizlikle bakakalıyorum ki, öyle öfkeli, kızgın, öyle, "hayat aslında ne renkli" tonuyla ayrılıyorum ki sizden, öyle karmakarışık.... Buraya yazmayı düşündüğüm sözcükler her seferinde sahte boncuklara dönüşüyor; yazamıyor, sessiz gidiyorum.

Sevgilerimle.

(Alakasız olacak şimdi, ama ben sabahları uyandığımda bir çay bardağı kadar kefir içiyorum, hem faydalı hem de gün içinde pek acıkmıyorum. Belki denersiniz. İki paragraf komik oldu farkındayım:))

okyanus dedi ki...

O da istedigi sürece neden olmasin ben evlendikten sonra o anne sicakligini ne kadar özlüyordum ki
annem yasli idi ve ben onun sicakligini duyumsamak icin onunla uyuyordum, acaip te iyi geliyordu.Duygularina güven , sevgiler.

fatma dedi ki...

İlkokul sonrasında ailemden uzak geçirdiğim okul hayatımda her tatil dönüşü annemin o güvenli sıcaklığını mis kokusunu duymak için birlikte yatma konusunda sebepler bulur ve ona sarılarak yatardım.(hatta üniversite yıllarım da dahi:))
Sizde hernekadar cinsiyet farklılığı olsada Nemo'nun ihtiyacı olan şey anne koynu. Sımsıkı sarılıp uyuyun bence.
Sevgiler.........
Fatma

enne dedi ki...

Güzel bir hafta sonu daha geçirmiş işte Nemo ve annesi, okurken hem duygulandım, hem mutlu oldum.

celerone dedi ki...

Dory,

Ben bunları okurken öyle bir isyan duygusuyla doluyor ki içim. Senin sakinliğin, zaman zaman kırılsa da hep geri dönen sağduyulu bakışını taktir ediyorum hep. Ve her postun sonunda kendimi mamutla konuşurken buluyorum. " Bırak artık bu çocuğun yakasını, mutlu olsun"

Sevgiler,

Adsız dedi ki...

okurken hem ikiniz adına çok seviniyorum hem de bişr o kadar öfkeleniyorum bunları yaşamak zorunda olduğunuz için. İnşallah bu günler de geçecek ve yepyeni hep birlikte olacağınız güzel günler gelecek

dory dedi ki...

Ben de ne diyecegimi bilmiyorum... Bugünlere sükür, hepinize tesekkür:)

sirin dedi ki...

Müthiş bir annesin! Başka ne diyebilir ki?