12.4.06

Tatsız Bir Hafta

Bu sefer yazacak bir yemek tarifi veya çıktığım bir gezi yok. Ama yine de unutmadan olup biteni yazmalıyım, yoksa bir süre sonra kendimi unutmuş bulacağım.
Geçen haftanın 2,5 günü "Yüksek Performans İçin Koçluk" diye bir eğitimde geçti. Topluluktan 10-11 müdür ve İngiliz bir eğitimciyle birlikte, önce iki testle davranış modellerimizi ve yönetici tarzlarımızı öğrendik; sonra biri danışan, biri koç rolünde çiftler halinde video kamerası önünde rol yaptık; filmleri seyredip iletişim hatalarımız, doğru yaptıklarımız, beden dilimizin verdiği mesajlar üzerine tartıştık. İyi bir eğitimdi. Bu tür eğitimlerde adet olduğu üzere, sonunda kendimizle ilgili neleri değiştireceğimize, nelere devam edeceğimize dair kararlar verdik. Benim kararlarım da bunlar: Daha net, gereksiz dolgu sözcükleri kullanmadan, lafı dolandırmadan konuşacağım. Konuşurken daha az el hareketi, mimik ve baş hareketi yapacağım; ne diyeceğimi kafamda netleştirip öyle konuşmaya başlayacağım ve bir seferde söyleyeceğim. (Eğitmenin dediğine göre, flu ve kararsız bir görüntü veriyormuşum.)
Cuma akşamı daha önce yazılıp çantam çalındıktan sonra Beyoğlu'na gitmeye korktuğum için yarım bıraktığım fotoğraf kursuna gittim. Stüdyo teknikleri konulu kursun gıda fotoğrafı konulu dersine denk gelmişim. Stüdyodaki bilgisayardan internete bağlanıp portakal ağacı ve evcini'nin fotoğraflarını gösterdim hocamıza; çok beğendi. O gece Shrek de oğlunu aldığı için ben önce anneme uğradım, sonra da kendi evimde uyudum. Eve gideceğimden anneme bahsetmiyorum tabii, yoksa onda kalayım diye tutturur.
Şirketteki herkes benim gibi çok yoğun olduğu için hafta içine sığmayan bir toplantı için Cumartesi buluştuk. Toplantının sahibi olan arkadaş bizi motive etmek için koca birer tabak börek, poğaça, elmalı kurabiye, iki çeşit kek getirtmiş; hepsinden tadınca öğle yemeğine halim kalmadı tabii. Toplantı 3 gibi bitince manikür bahanesiyle Nilgün'e gittim; her zamanki gibi bol çene çalıp dertleştik. Arka sokaktaki bir evde ikinci el giysi ve aksesuar satışı yapılıyormuş; hepsi ünlü modacıların marka ürünleriymiş; sosyetik hanımlar, bir giydiğini bir daha giymeyenlerden alıp satıyorlarmış; web siteleri de var: http://www.originalseconds.com/ (tabii o hanımlar İtalyan 38 beden olduğu için benim içine sığabileceğim hiçbir şey yok) Neyse, oradan çıkıp kuaföre uğradım, sadece düzeltmesini, kısaltmamasını tembihledim, ama yine dinlemedi tabii. Bütün bu hazırlık akşam gideceğimiz düğün için (bu aralar çevremde herkes evleniyor), bu kez evlenen birlikte Innsbruck'a gittiğimiz Nilü-Bülo çifti. Haziran 2004'teki nişanlarına da gitmiştik, zaman nasıl da çabuk geçiyor, iki yıl olacak nerdeyse. Hep mutlu olurlar umarım.
Düğün dönüşü çok geç yatmadık, 12 filandı herhalde, ama sabah uyandığımızda saat 11'e geliyordu. Shrek oğlunu alıp piyano dersine götürürken ben de anneme gidip ablam ve eniştemle biraz vakit geçirdim. Akşamüstü yine yorgunluktan gözlerim kapanır halde eve döndüm; sözde spora gidecektik. Onun yerine bir arkadaşımızı yemeğe ve film seyretmeye eve çağırdık. Evdeki DVD koleksiyonundan misafirimizin seçtiği eskice bir film olan Nicole Kidman'ın "Birthday Girl"ü seyrettik. Nicole Kidman'a bir kez daha hayran oldum. Nasıl da inandırıcı bir Rus kızı olmuş, şaştım kaldım. Pazar günü de böyle bitti işte.
Pazartesiden beri keyfim kaçtı. 2004 ilkbaharında sürekli Nemo'yla benim yanımda dolaşan koruma aradı; Mammut onu aramış, bilgisayarından belge ve fotoğraf almak için Shrek'in evine girmek istediğini söylemiş; çilingir götürüp kapıyı açtırması ve Mammut'u eve sokması için para teklif etmiş. Adam Mammut'u suçüstünde yakalatmak için birlikte polise gitmemizi önerdi, ama hiç güven vermedi doğrusu. Zaten 2004'te onun işe gelmediği gün Mammut karşımıza çıkıp Nemo'yu aldıydı, ikili oynadığı çok belli. Mammut hakikaten böyle bir teklifle gittiyse bile kabul etmez, olur biter; niye yakalatmak için uğraşsın... Ben de polise gitmekle olmaz, savcılığa gidelim dedim, kabul etti. Bugün buluşacaktık, ama çok önemli bir toplantım çıktı. Toplantıdan sonra konuştuğumuzda ben "sen onu niye yakalatmak istiyorsun?" diye sorunca kem küm etti, "ben sizin için demiştim" diye geveledi. Bence amacı bana yakın durup para koparmak, bu adamlara hiç güven olmaz. Önce şahitlik yapıp para koparamazsa ifade değiştirecek. Uzak durmak en iyisi. Mammut'un planlarına dair bölüm gerçek olabilir tabii. Kafasındaki hastalıklı senaryoyu oynuyor olabilir, tam ona göre bir plan. Shrek bu kadar tehdit sonucunda benden ayrılırsa yalnız kalıp ona döneceğimi bile düşünüyor olabilir. Dedim ya, hasta beynindeki senaryoyu oynuyor.
Bu arada Mammut anaokulu servisini kandırarak Nemo'yu kaçırdığı için açılan ceza davasından beraat etti. Velayet kanunen bende olmasına rağmen onun görme saatlerini düzenleyen bir mahkeme kararı olmadığı için suç oluşmamışmış. Bir çocuğu annesinden ayırmak, yoldan kaçırmak, şehir değiştirip bir seneden fazla yerini bile saklamak suç değilse ben bu ülkenin hukuk düzenine güvenmekle hakikaten hata etmişim, Mammut "kanun bana sökmez" derken haklıymış. Hakim Hanım daha bir önceki celsede "suç sabit ama karar bağlamak için karşı tarafın ifadesi lazım" diyordu; şimdi "ben bu davadan Aliye davası diye bahsediyor, özel olarak takip ediyordum, ama son zamanlarda okuduğum yargıtay kararları bu yönde" deyip çıktı. Temyize gidiyorum tabii.
Bu arada gözlerim sürekli kaşınmaya başladı, sürekli biraz kanlı, biraz şiş dolaşıyorum. Çevremdeki dünyayı görmek istemediğim için mi acaba? Bugün işten çıktığımda aklımda börek, pizza, kek, bu iç sıkıntısını ancak hamur işi paklar, ama öyle bir dilim filan değil, bir tepsi diye düşünerek eve gittim. Allahtan Shrek domatesli brokoli pişirdi de krizi hasarsız atlattım.
Kuğuboynu da sobelemiş ama artık bir dahaki sefere...

5 yorum:

incircekirdegi dedi ki...

Galiba Nemo 18'ine gelip kendi kararlarıyla hareket edene kadar böyle polisiye film tadında geçecek zaman. Çok merak ediyorum, o zaman kimin hayatını zindana çevirecek Mammut, ne de olsa alışmış kudurmuştan beterdir. Adalet sistemi ise çoktan çökmüş, baksana şu zehirli varilleri dökenler o kadar insanın, hayvanın bitkinin kanına girse de neredeyse ceplerindeki bozuk paralarla yırtacaklar bu işten. Üç beş zavallı kadını fahişe diye teşhir etmekle namus korunmuyor ama anlayana tabii.

KUGUU dedi ki...

Tam seni merak ettim yine neredesin diye yazmaya geldim, yeni yazini buldum.
Bu tür eğitimleri ben de severim ama artik BIK geldi, yine de yanimizda astlarimiz olmadan bizim de biraz desarj olabildigimiz "cocuklar gibi sen olarak" gecirdigimiz anlar olarak goruyorum:)
Mammut ve Nemo konusunda tanismasak bile daima bizlerin iyi dilekleri ve dualari senin yaninda bunu biliyorsun degil mi?
Sobenin hic acelesi yok, kafani dagitmak istedigin bir 5 dakika olursa ve canin cekerse cevaplarsin.

Kuguboynu

azna dedi ki...

Allah sana sabırlar versin, yardımcın olsun Dory. Gün gelir herkes yaptıklarının bedelini öder, mammutta ödeyecektir. kuguu'nun dediği gibi dualarımız seninle..
Bu arada, gözlerinde problem olduğunu söylemişsin, lens kullanıyor musun? Okumuşsundur belki lens solüsyonlarından birinde enfeksiyon yapan bir mantar varmış, aman dikkat et, her halükarda doktara gitmeyi ihmal etme istersen.

Gün dedi ki...

Nedir bu saçmalık yahu? İsyanına katılıyorum, offf...

okyanus dedi ki...

Yasadiklarin ne kadarda tanidik bildik bana.Ben tam 13 yil once oglum oglum 7 yasinda iken bu velayet -hukuk-emniyet -polis--okul-diger insanlar dongusunu yasamaya basladim.

Sonuc normal dogan oglum yasatilan travma sonucu otistik ve egitimsiz birakildi babasi ve onun ailesi tarafindan.Sadece kendilerini tatmin icin cocugu kullandilar.
Cocuk 20 yasinda ve özürlü gibi uyumsuz ,egitimsiz,kavgaci,otistik, babasinin kuklasi durumunda.Bu duruma getirip son günlerde bana vermek istedigini soyledi.Arastirdim.2. esinden ayrilip tekrar evlendigini.Bana yaptigini benden ayrildiktan sonra yoldan cikardigi ve daha sonra bosatip evlendigi kadina yaptigini
ogrendim.Kadindan yaptigi kizinida
annesinden kacirdigini ogrendim.Hic güvenilmeyecek biri oldugunu bizzat tecrübe ettigim icin baska acilar yasayamayacagim ve artik hayatimda bu tavuk pisligi gibi pis ve bulasik aileyle muhatap kalmaya gücüm ve toleransim kalmadigindan , tüm gücümle hem icimdeki aciya ve kendime hayir diyorum.Artik benim bir oglum yok diye kabul ediyorum.
Tek basima yasamaga bile beni rahatsiz eder diye cesaret edemiyorum.Ailemle birlikte yasiyorum.Cok mutlu oldugumdan degil,zorunda kaldigimdan,güvenlik acisinda.
Bir kurulusta yonetici olarak calisiyorum.Yasadiginiz güclükleri
benzer seyleri yasamis ve yasamakta oldugumdan cok iyi anliyorum.Sonuc devlet bu konuda
zaafiyet icinde geveliyor.Cocuklara
ve cocugunu düsünen , sorumlu,bilincli ebeyne olan oluyor.Adi karsi taraf ise kadin veya erkek bu zaafiyeti sonuna kadar zevklenip kullaniyor.Dur diyen sorumlu ve islevsel ,etkin durumu ele alip cözen bir kurum bulunamiyor.Yasadiklariniz karsisinda yorgun ve ümitsiz , hayalleri kirik kalakaliyorsunuz.

Anlattiklarinizdan sizin durumunuzun farkli olacagini , bir gün oglunuzun size tüm kötü günleri geride birakarak geri dönecegini , iyi bir paylasim
kurma sansinizi hisediyorum.Siz yapabileceginizin en güzelini yapmisiniz.Tüm kalbimler oglunuza kavusmanizi , oglunuzun yasadiklari karsisinda ümitlerini yitirmemesi ve zarar görmememi icin dua ediyorum.
Yasamiyan ne yazikki anlayamiyor...