7.3.06

Hukuk Neye İzin Verir

Bu sabah bu yazıyı yazacaktım ama Bloglar Elele şanslısı olmanın heyecanı araya girdi:) Hayat ne tuhaf...

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi Başkanı Sn. Ali İhsan Özuğur, Kayseri'de düzenlenen Aile Hukuku konulu konferansta "Aliye dizisi toplumu yanlış yönlendiriyor. İsterse erkeğin, çocuklarını annelerinden ayırabileceği şeklinde yanlış imaj uyandırıyor. Hukuk buna izin vermez" demiş.
Tesadüfen Star Gazetesi'nin ilk sayfasında manşetten verilmiş bu haberi okuyunca dayanamadım, iletisim@yargitay.gov.tr adresine bir mail göndererek hikayemi aynen alttaki gibi anlattim:

Sayın Özuğur,
üzülerek dikkatinizi çekmek isterim ki açıklamanız gerçekleri yansıtmıyor. Kanunların içeriği ile yargının oluşması ve uygulanması arasında çok büyük farklar var.
Ben bir anneyim. 1999 doğumlu oğlum evlilik dışı doğmus olup Medeni Kanun 337.Madde uyarınca velayeti tarafıma aittir.
2003 yılında babasından ayrılmak istediğimi söylediğim andan itibaren hayatım cehenneme döndü. Babası kendisinden ayrılmamam için tehdit edip tartakladığı zaman aile mahkemesine baş vurdum, 2003 Temmuz ayında 3 ay süreyle uzaklaştırma tedbir kararı verildi, ancak bir türlü kendisine tebliğ edilemedi.
2003 Ağustos ayında evime ağır hasar verdikten sonra oğlumu alıp kayıplara karıştığında hukuka baş vurdum. Çocuğumu kaçırdığı sırada tedbir kararı henüz tebliğ edilmediği için suçsuz bulundu. Olaydan iki ay sonra tebligat yapılmasına rağmen çocuğu geri getirmemiş olması dikkate alınmadı. Nas-ı izrar davası hala sürmekte.
Olaydan üç ay sonra, 2003 Kasım ayında kendi imkanlarımla yeni adresini ve çocuğumu gündüzleri bıraktığı yuvanın adresini buldum. Avukatımla birlikte yuvaya gittiğimizde, beni yüzümü tekmeleyerek dövüp çocuğu yeniden kaçırdı, ancak aynı gün içinde yakalandı. Darp nedeniyle açılan ceza davası hala sürmekte.
Yeniden kaçırır korkusuyla görüşmesine izin vermediğim için oğluyla kişisel ilişki tesisi icin mahkemeye başvurdu, ancak ilk duruşmadan sonra hukuğun koyacağı kuralın işine gelmeyeceğini söyleyerek davayı geri çekti.
2004 Mayıs ayında oğlumu yeniden kaçırdı, ben yine savcılığa baş vurdum, bir ay sonra yerini buldum, polis arama izni çıkartarak eve girip oğlumu bana teslim etti. Bu kaçırma olayının davası savcı tarafından "hürriyeti tahdit" başlığıyla açıldı; duruşmalar hala sürmekte.
2004 Kasım ayında babası oğlumu bu kez, gittiği anaokulunun servisinden kaçırdı ve İstanbul dışına çıkardı. Ben yine savcılığa baş vurdum ve "küçük yaşta çocuğu velisinin onayı olmaksızın alıkoyma" suçuyla dava acıldı. Tam bir sene boyunca oğlumun yerini bile öğrenemedim.
2005 Mayıs ayında tesadüfen aldığım bir tebligatla öğrendim ki, babası Erdek'te velayet davası açmış; yanlış adres bildirerek davetiyenin elime geçmemesine ve mahkemeyi yanıltarak velayeti almaya calışmakta. Müdahalemiz üzerine kazanamayacağını anlayarak davayı daha sonra geri çekti.
Ben de bu arada, kanunen oğlumun velisi olmama ragmen, mahkeme kararı arayan savcılar ve polislere gösterebilmek amacıyla, çocuk babanın elinde zorla alıkoyulmasına rağmen, babayla kişisel ilişki tesisinin kurala bağlanması için aile mahkemesine baş vurdum. Bu dava da hala sürmekte.
2005 Ekim ayında adresini tespit etmem üzerine, savcılığa yeniden dilekçe vererek şikayetimin sürdüğünü bildirdim. Erdek Savcılığı'na sevk edilen dilekçem sayesinde polis oğlumu alıp bana teslim etti. Buna rağmen Erdek Savcılığı dilekçeme takipsizlik kararı verdi, ben de bir üst mahkemeye baş vurdum.
Mutluluğumuz 4 gün sürdü, çünkü babası yeniden kaçırıp Erdek'e götürdü. Şu anda Erdek'te babaannesiyle oturup Bandırma'da ilkokula devam etmekte; işyeri İstanbul'da olan babasıyla da haftasonlarında görüşmekte. Ben haftasonlarında Erdek'e gittiğimde önceleri babasının gözetiminde görüşebildim; daha sonra gittiğimde, benim gideceğimi bildiği için çocuğu alıp evden götürdüğü için görüşemeden döndüm; bir başka seferinde annemle birlikte tehditlere ve hakaretlere maruz kaldık. Aralık ayından beri, tehdit ve hakaret dolu telefonları göze alarak, oğlumu haftaiçi okulunda ziyaret ediyorum.
Hukuk işte bütün bunlara izin verdi. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna güvenerek beni ve oğlumu koruyabileceğini sanmıştım, ama gerçek hayat cok farklı. Kimi babam veya abim olsaydi beni koruyabileceğini söyledi, kimi zorbaliğa dayanan kanunsuz yolların işe yarayacağını söyledi, kimi medyaya başvurmamı önerdi. Benim babam veya abim yok, hukuk yolundan cıkmam, saygın bir kuruluşta üst düzey yönetici olduğum için medyaya çıkamam. Uzun da sürse hukukun çalışmasını bekliyorum, ama 7 yaşında bir çocuk son 1,5 senesini annesinden uzakta geçirdi. AİHM'de çalışan hukukçu tanıdıklar, küçük bir çocuğun hayatını etkileyen böyle bir gecikmenin kendilerine başvurmak için yeterli olduğunu, iç hukuk yollarının tükenmesini beklemeye gerek olmadığını söylüyorlar.
İlgilenip araştıracağınız, bu anneyle oğluna yardıim edeceğiniz ümidini taşımıyorum, ama Türkiye'nin çok üst düzeyde bir hukuk adamı olarak gerçekleri bilmenizi istedim. Yine de iletişim kurmak isterseniz bana ulasabilmeniz icin telefon numaramı ekliyorum.
Saygilarimla.

İşe yarayacağını ummuyorum ama tepkimi göstermek zorundaydım. Sn. Ali İhsan Özuğur'a ulaşmak için medyatik olmayan bir yol bilen varsa ve bana iletirse sevinirim.

6 yorum:

Gün dedi ki...

Ne iyi yapmışsın yazarak, umarım tahmin etmesen de yardımcı olabilir sana...

incircekirdegi dedi ki...

Oturduğu yerden ahkam kesmek kolay tabii, gerçeklerle kağıt üstünde yazılanlar birbirini tutmuyor maalesef,umarım iyi gelişmeler olur.

Gocebe dedi ki...

merhaba,
bu olay inanilmaz(aslinda bir yandan da degil) ama okudukca ve sonra donup bir daha okudukta kulaklarima kadar kizardim sinirden..uzaktan konusmak kolay ama bence uluslararasi duzeyde bir cozum arayisina girebilirsin.. avukatin ne oneriyor? sana bol sabirlar diliyorum ve hic suphem yok ki sonunda hersey yolunagirecek..umidini kaybetme
duygu

SuGibi dedi ki...

her okuyuşumda bir yandan içim acıyor, bir yandan sana, hayata karşı duruşuna, mücadelene hayranlıkla bakıyorum.
dilerim ki en kısa zamanda herşey yoluna girer.

polatbey dedi ki...

selam yazını okudum Ali İhsan Özuğur benim dayım olur. Diğer yorum gönderen arkadaşlara da küçük bir önerim var bir şeyler yaazarken biraz daha dikkatli olmaları ayrıca yapılan iş medeni hukuk ve tabi ki bir kişinin hakkını değil toplumun düzenini korumak la alakalı ve çok ayrıcalıklı bu yüzden kimse oturduğu yerden ahkam kesmesin çok da önemli buluyorlar bu konuda fikir sahibi iseler hukuk fakültelerinin kapısı açık oturup bu konuda çalışsınlar bence sonra yazılarını eleştirilerini yazsınlar
dory bana yazmak istersen mail adresimi vereyim.
halilpolata@hotmail.com
halilpolatbey@gmail.com

dory dedi ki...

halil bey,
burada tartışma yaratmamak için size mail adresinizden ulaşmaya çalışacağım
ilginize teşekkürler